Yaylalar Bizim Kültürümüz
28 Haziran 2008 günü Sarıkavak yaylasında yayla şenliklerinin ikinci yapıldı. Yayla şenlikleri Türkiye’nin birçok yerinde her yıl geleneksel olarak yapılır. Özellikle Karadeniz ve Akdeniz yaylaları en bilinen şenlik alanlarıdır. Örneğin her yıl düzenli olarak Kafkasör Şenlikleri bunların en tanınanlarındandır. Kafkasör Kültür ve Sanat Festivali olarak adlandırılan şenlikte eğlenceler dört gün boyunca sürer. Boğa güreşleri, müzik şölenleri, çeşitli spor karşılaşmaları ile çevre ilçe ve köylerden gelen ve festivale katılanlarca oldukça ilgi gören halk şairlerinin sazla birlikte karşılıklı atışmaları olur. Yaylaya çıkanlar hem eğlenceyi ve hem de temiz orman havasını içlerine çekerler. Sadece yerli katılımcılar değil dünyanın dört bir yanından turist gelir. Sadece yörenin tanıtımı değil aynı zamanda ekonomik kazançta bu festivallerin temel amaçlarındandır. Karadeniz’de birçok yaylayı çalışmalarımdan dolayı gezmişimdir. Hepside birer doğa harikalarıdır. Geleneksel olarak halen görevlerini yerine getirirler. Yalnız çoğu hemşehrimin ismini dahi bilmediği İskilip yaylalarını da karış karış gezdim. 1995 yılında tamamladığım Yüksek lisans çalışmam İskilip’te Yaylacılığın Sosyal ve Ekonomik Hayata Etkileri adıyla yapıldı. Burada çok iddialı olur ama o yaylalarında Karadeniz Yaylalarından hiçbir farlı yoktur. Olmaması da gerekir. Çünkü aynı coğrafyanın iki tarafında yer alırlar. İskilip ilçe sınırları içerisinde o tarihlerde on kadar yayla yer alıyordu. Bunlar; Seki yaylası (Yaylacıkseki Köyü), Çiçekli Yaylası (Karaağaç Köyü), Karlı Yayla (Kozveren Köyü), Serdaroğlu Yaylası (Yavu Köyü), Ayrangölü Yaylası (Sorgun Köyü), Kozcağız Yaylası (Kozcağız Köyü), Çuhalar Yaylası (Güneyaluç Köyü), Ahlatarası Yaylası (Dereseki Köyü), Mengülü Yaylası (Dereseki Köyü) ve Sarıkavak Yaylası (Sarıkavak Köyü). Çalışmayı yaptığım yıllarda bu yaylalarda sadece üç tanesi geleneksel formlar içerisinde ayakta idi. Bunlar; seki, Çiçekli ve Çuhalar yayları idi. Diğer yaylalar artık köylülerce çıkılmayan, geleneksel yayla konutları sökülerek köyde yakılacak odun haline getirilmiş idi. İşin daha da vahim tarafı ise, bundan 5 yıl sonra doktora yaptığımda Seki yaylasının da yerinden taşındığına şahit oldum. Bu yaylayı İslilip’ten Tosya’ya gidenler hatırlar. Yolun 35. Kilometresinde yaylacık mevki vardır. Tam Dağkıyısı köyünün Kıyı mahallesinin bulunduğu yerdedir. Buradan Güneyaluç-Dereseki köyü yolu ayrılır. Bu yolun ilk 250 metresinin sol yamaçında yer alırdı. Yaylacıksekililer Haziran’da bu yaylaya göçer Eylül gibi de ayrılırlardı. Yayla evlerinin en tipik örneklerini bu yaylada görebilirdiniz. Tamamıyla ahşaptan blok ev tipinde yapılmış bu evlerin, alt katları ahır üst katları da tek gözlü oda şeklinde düzenlenmişti. Karaçamların arasına serpiştirilmiş evlerin uzaktan peyzajları insanı başka dünyalara götürürdü. Ama şimdi yoklar. Sekililer en güzel peynir, tereyağ ve yoğurtlarını bu yaylada hazırlarlardı. Hazırladıklarını ürünlerin bir bölümünü yaylacıktan bindikleri kamyon ve minibüsle Tosya pazarında satarlar, gelirken de yağ, un, şeker ve çay alıp dönerlerdi. Ama bu lezzetler de şimdi yok. Güneyaluç Köyünün Çuhalar mahallesine bağlı Çuhalar Yaylası ile Karaağaç Köyüne bağlı Karaağaç Yaylası aynı konumda kurulmuşlardır. Bağlı bulundukları köylerin kuzeyinde yer alan bu iki yaylanın birbirine uzaklığı 600-700 m. civarındadır. Kurtyüzü ve Güneybayırı tepelerinin kuzeyinde yer alan Karaağaç yayla yerleşmesi, Kös Dağı eteklerindeki Çiçekli tepesinin sırt kısmında kurulmuştur. Kurulduğu yerden dolayı Çiçekli yaylası adıyla anılır. Bu iki yaylada 2000 yılında yaptığım son çalışmamda halen ayakta idi. Hatta Çiçekli yaylasında 1994 yılında çıkan yangında 30 adet yayla meskeninden 22’si tamamen yanmış verine yenileri yapılmıştı. Bu iki yayla da geleneksel yaylacılığın bütün örneklerini görmek mümkündür. Doğanın güzelliği ve insanlarının sıcakkanlılığı beni çok etkilemişti. Sürdürülebilir yaylacılığın en güzel örnekleri vardı. Zira doğaya zarar vermeden her şeyin geleneksel ve doğal koşullarda üretildiği bu yaylalar aslında birer turistik çekicilik alanlarıydı. Şimdi akıbetlerini bilmemekle temennim halen ayakta olmalarından yana. Zira onlar bizim kültürümüz. Geçmişten gelen bağımız. Bugün Sarıkavak yaylasında yapılmak istenen de aslında geçmişle olan bağı bir günde olsa tekrar kurabilme çabasıdır. Bu çabaya önderlik edenleri kutluyorum. Bu tür etkinliklerin yaşayabilmesi ona karşı gösterilen ilgiyle olur. Tüm hemşerilerimi bu etkinliklere daha yoğun katılmaya davet ediyorum. Ve ayrıca Sarıkavak yaylasında yakılan bu ateşin diğer yaylalarda devam etmesi gerekir. Halen ayaktalar mı bilemem ama Güneyaluç ve Karaağaç köyü yönetici ve halkına sesleniyorum; yanyana gelin ve o güzel yaylanızı tüm ülkeye tanıtın. Çünkü, YAYLALAR BİZİM KÜLTÜRÜMÜZDÜR. _Kaynak: İskilip.com arşivi (2008)_
4 yanıt
Sayın hocam bu yazıları okuyunca hep aklıma, insanların "unutttuğu değerleri "en güzel anlattığına inandığım şu şarkı mısraları aklıma geliyor ; Her gün bir şey daha biter Giderken acı vermez biten şeyler Kayıtsız bir razı oluş başlar Giderek acı vermez biten şeyler
güzel memleketimde bu tür faliyetlerin yapılması güzel keşke bizlerde aranızda olabilseydik ......
sayın hocam elinize sağlık karaağaç yaylası belirttiğiniz gibi yangından sonra eski özelliğini (yayla yangını köyle karışmasın) nisbeten yitirdi ama güneyaluş hâlâ otantik yapısını koruyor ve memiler, tültepe mahalleleride eski yapılarını koruyorlar ama fakirlik diz boyu naçizane fotoğraflamaya çalıştım gerçekten görülmeğe ve korunmaya değer tek eksiği korkarım ilgi
hocam ben seki, çiçekli ve çuhalar yaylalarında yazları konklamış, tabiri caizse hayvan gütmüş;) bi insanım.seki yaylası bitti artık ama çiçekli v e çuhalar yaylalarında canlılık mevcut. Bu yaylalalrda bizde festival yapmak istedik, birtakım çabalar oldu ancak maddi imkanlardandolayı yapamadık.ben 13 yıldır istanbuldayım, güneyaluç, karaağaç, dağkıyısı, çuhalar ,memilerve ürküler ile diğer civar köyleri bünyesinde tutan bir güneyaluç köyü derneğimiz mevcut 400 ün üzerinde üyemiz var , inşallah ilerleyen dönemlerde çiçekliyaylasında bir festival yapıp bunu sürekli hale getireceğiz.Ayrıca oralara kadar uğramışken çukurhan'a da uğramanızı tavsiye ederim.