İçeriğe atla
← Köşe yazılarına dön

Tanıklar Bulacağım Tükenişine 5 ( V E D A )

Z
Zehra Mine baranKöşe Yazarı9 Aralık 2008

BİR RİCA : Lütfen sonuna kadar gidecekseniz başlayınız… “Herkese gönlünce nice nice bayramlar…Yazı dizimizin son bölümünü sunmadan önce sizlere birkaç şey söylemek istiyorum. Bildiğiniz üzere 5 bölüm süren bir yazı dizisini paylaştık sizlerle. Yazı dizisinden ziyade ,bir çok “İskilipli’yim” diyen hemşehrilerimizden çok daha İskilipli , memleketimize bizlerden çok daha hassas bir şekilde sahip çıkan bir beyefendinin ; hayatının güzel , özel ve de çok değer verdiği anılarıydı bu. “Özeldi” çünkü onun geçmişiydi. “Bizimdi” çünkü bizi anlatıyordu. Ve bu yüzden çok değerliydi. Bilmiyorum bana katılır mısınız ? Ben, Cem Beyin bizim memleketimizi, bu denli zerafetle , hassasiyetle ve de bilgece anlatmasından onur duydum. Kendisine huzurlarınızda yine teşekkür etmek istiyorum. Açıkçası ben İskilip’e yepyeni bir pencereden bakma şansı yakaladım. Benle hemfikir olan dostlarımızın olduğunu biliyorum. Ama birazdan okuyacaksınız ; Cem Bey haklı olarak bunu pek hissedememiş. Eğer hislerinde yanılmıyorsa – anlattıkları kimileri için bir anlam ifade etmiyorsa - korkarım TÜKENMİŞİZ . Ve… Malumunuz oku(ya)mayan bir toplum olduk maalesef. Ancak okumayı seven , okuyabilen ve her satırımda beni yalnız bırakmayan dostlara kocaman teşekkürler. Yine , yeniden , son bir kez söz sizin Sayın Cem BALKAN….” Aradan geçen bunca zaman, her şeyi olduğu gibi, eğlenmeyi, eğlenceli vakit geçirme alışkanlıklarını da değiştirdi şüphesiz… Şimdilerde bize eğlenceli gelen şeyler, yerler, oyunlar; çocuklarımıza mesela, hiç de öyle gelmiyor… “Üfff ! Baba yaaa! Ne anlıyorsunuz bunlardan, sıkıldım ben….” yakınmaları ne de aşina geliyor bizlere değil mi?.. Ama bu hep böyleydi, bundan böyle de hep böyle olacak. Bizler de anne-babalarımızın eğlendiği/mutlu olduğu şeylerden onlar kadar eğlenmez/mutlu olmazdık… Hissettiklerimizi şimdi çocuklarımızın ifade ettiği kadar açıkca belli edemezdik, o ayrı… Bu itibarla, ben, çocuklarımızın en azından bizlerden daha dürüst/dobra olmalarını anlayışla, gururla karşılıyorum ve de biraz da bizlerin onlara, anne/babalarımızdan daha özgür ifade ortamı yaratmamıza/eğitimimize bağlıyorum. Tabii o zamanlar TV yoktu. Her evde radyonun olduğu bile söylenemezdi. Radyoda da bir, bilemedin iki istasyon yayını. Biri uzun dalgadan yayın yapan Ankara radyosu, diğeri orta dalga İstanbul radyosu. Kısa dalgadan yapılan yayınları dinleyebilmenin yolu kısa dalgası olan radyoya sahip olmak ama her radyoda o dalga alıcıları da yok ki… FM denilen kanalların ne olduğu o zamanlar bilinmiyor bile… Uzun kış gecelerinde “Arkası Yarın” denilen radyo dizileri, Perşembe geceleri yayınlanan “Radyoda Tiyatro” lar, reklam kuşaklarının arasında tekniğini anlamadığımız bir şekilde canlandırılan, “Orhan Boran ve Yuki’si” eğlencenin bir diğer adları olurdu bizlere… Ama radyoya bağlı eğlencemiz (!), hava koşullarından bir hayli etkilenirdi… Neden olduğunu bilmemekle birlikte kötü havalarda, yağmurlu ve bol şimşekli gecelerde hayli uzun süren yayın kesintileriyle eğlencelerimiz “intika” ya uğrardı… Hatırlıyorum, yazın da kışın da en büyük eğlencelerimizden biri; Sinemaydı o zamanlar… Bir tane kışlık, bir tane de yazlık sinema vardı. İkisinin de adı, tam hatırlayamıyorum ama, sanki “Ferah” tı. Sinema sahibi aile bizim mahallede oturuyordu. Baba sinemacılık işini yavaş yavaş yeni evli oğluna burakıyordu. Genç adam o ara çok moda olan bir chopper BMW motorsiklet almış, işe gidiş gelişlerinde onu kullanıyordu. Gerek motorsiklet kullanımındaki acemiliğinden, gerekse, İskilip’in o zamanki Arnavut kaldırımı biçimindeki engebeli yollarından olacak sık sık düşüyor, kolunu bacağını kırıyordu… Biz öğrencilere hafta içi ve geceleri sinemaya gitmek yasaktı. Sadece Cumartesi’leri öğleden sonraki seansa gidebilirdik. O zamanlar C.tesi günleri de yarım gün okul olduğu için, son dersin bittiğini bildiren ders zilinden sonra apar topar okuldan çıkar, koşarak sinemaya ancak yetişirdik. Hep yerli film oynardı sinemalarda, siyah-beyaz… Yazlıkta da kışlıkta da bayanların ve ailelerin oturduğu yerler ayrıydı. Kışlık sinemada balkonda, yazlık sinemada en arkada tahtadan çitlerle ayrılı bölmede otururdu kadınlar ve de aileler. Kışın koca sinemayı ısıtan, varil _Kaynak: İskilip.com arşivi (2008)_

2 görüntülenme

16 yanıt

A
ahmet temelci· eski üye9 Aralık 2008

Elinize sağlık hocam devamını bekliyoruz...

I
isko· eski üye9 Aralık 2008

öncelikli olarak cem balkan beye ve zehra hanım a bir iskilipli olarak çok teşekkür ediyorum daha önceden de zehra hanıma e mail attım .öncelikle iskilipli olarak sahip çıkmak isteyenler var bunu bilesiniz ben sizin yazılarınızı bir hayli içtenlikle kendiminde yaşadıklarıyla karşılaştırmalı bir şekilde okudum ve iskilipe aşık olan birileri var meraak etmeyin bir diğer konu ise yaş olarak sizlerden çok küçüğüm ondan tanımıyorum ama bizim nesilde itibaaren insanlar sizin de bildiğiniz üzere teknoloji kavramını yanlış anlamakla devam ediyorlar ben size tekrar minnet ve şükranlarımı bir borç bilirim iskilipi iskilipli olmayı sevenler hala var sonsuz teşekkürlerimle iyi bayramlar

M
M.Kemal Aktürk· eski üye15 Aralık 2008

Sayın Cem bey bu kadar üzülmene hayıflanmana gerek yok biz ve zaman neleri tüketmedikki,tükete tükete zaten tam bir TÜKETİM toplumu olmadıkmı,bizlerde gurbetteki İskilipliler olarak aynı duygu ve heyecanı yaşadık,yıllarımız gurbette geçti ama tükenmeyen bişeyimiz kaldı oda insanlarda varolan AİDİYET DUYGUSUYLA söylüyorum İSKİLİP SEVGİSİ hiç tükenmedi bizlerde,herne kadar tükenmiş olsada,ağzınıza yüreğinize sağlık samimi ve içten duygularla dolu bu anılarınızın aslında canlı şahitleride var mesela sözünü ettiğiniz sinemalarda çekirdek eğlencelik diye diye çerez satan ACUK ABİMİZ, kendisi şimdi çok hasta varmısınız yüreğimizde hiç tükenmeyecek insanlık duygusuyla kendisini ziyaret edelim,M.Kemal AKTÜRK-Bursa

M
Mubi06· eski üye15 Aralık 2008

Sayın Balkan; Öncelikle yazdıklarınız ve güzel anlatımınız için teşekkürler… Yazdıklarınızın bir kısmını, sizden takriben 15 yıl sonra sadece yaz aylarında 2-3 haftalık bir süre içinde yaşama şansı yakalamış, İskilip’te yerleşik hayatı hiç olmayan, hiç İskilip’te yaşamadığı halde de inadına ve gururla İSKİLİPLİ olan bir kardeşinizim. İskilip… Çocukluğumdan bu yana hiç kopmadığım ama bir o kadar da uzağında yaşadığım; içinde yaşayanların sıkıntı – uzağında olanların hasretle koştukları; bayramlarda - düğünlerde gittiğimde rahat oturup, yatamadığım ama huzur içinde olduğum canım memleketim… Yorum yapan diğer bir beyefendinin yaptığı yorum çok yerinde: “Sizin nüfus cüzdanınızda doğum yeriniz İskilip yazmasada Siz gerçek bir İskiliplisiniz.” Tepkisizliğe gelince… Haklısınız ama maalesef ki ülkemizde bu bir gelenek. Bakın beğenmediğimiz Yunanistan’da Polis kurşunu ile ölen bir genç nedeniyle tüm halk ayakta, sokaklar alev alev. Biz ise sadece kurban bayramında onlarca-yüzlerce (o kadar duyarsızız ki ben dahil bir çok kişinin tam olarak ölü sayısını bildiğini sanmıyorum) vatandaşımızı kaybettik, her gün şehit haberleri gazete ve televizyonlarda… Ya milletçe çok metiniz, ya da çokça duyarsız. Özel ve kısıtlı zaman dilimlerimde geldiğim memleketimin gelişmişliğini(!!!) gördükçe tüylerim ürperiyor. İskilip’i diğer Anadolu kasabalarından ayıran kendine has havası artık yok denecek kadar az. Semerciler, leblebiciler, kunduracılar, demirciler arastalarının eski ihtişamında olması beklenemez ise de gelişmenin sadece tüketim toplumu formatlarında ve betonarme yapılarda olması da hoş karşılanamaz. Ezelden bu yana var olan ve ne yazık ki belki de benim kuşağım ile son bulacak olan “İSKİLİP TE YAŞAMAYAN, İSKİLİP TUTKUNLARI” bundan sonra olmayacak, çünkü artık İskilip’i İskilip yapan birçok ruh yok  Tekrar teşekkür eder, Sevgi ve Saygılarımı Sunarım… Murat Birol

R
rzor· eski üye15 Aralık 2008

Sözüme başlamadan önce geçmişi yad eden üsdad ve usta kalem büyüklerimden beni yanlış anladıklarını dile getirmek istedim.İlk olarak ilk yazıdaki göremediğim samimiyetsizlikle anlatmak istediğimi biraz daha açmak istiyorum ,""velakin üsdadım mubaladan mübalaya atlayan daldan dala bir yazı olmuş sanki az biraz ; lakin elinize dilinize yüreğinize sağlık (lütfen biraz daha samimiyet)"" ewet bu yazıda eleştiriden öte hayıflanmada var üsdadım.üsdadım sözü duyguların paylaşıldığı kaleme ve kişiye sagının ibaresi.hayıflanmamdaki husussa sizin belirttiğiniz geçmişin , bu günlere yansıtılaması daha doğrusu öz kültürümüzün tarihin içinde soyutlanmaya çalışılması. Evet tarihin içinde yalın bırakılmaya çalışılan öz kültürümüz sizin anılarınız kaleme alan kardeşimize kısa bir mesaj vermek istemiştim ama maalesef ki bu yanlış anlaşılmalara yol açmış. tarihin içinde kaybolan o kadar çok şey varken neden iskilipin geçmişinde , tabiri caizse unutturulmak istenen bu değerlerimiz biraz hafife alınmıyor mu...Benim için mübala olan kısım anılardaki soyutlanmış benlik... Diğer taraftan hakikatin içinde başka bir hakikat mutlaka vardır , kaleme alınan anılar boş değildir; hazkeza benim ki eleştiri değil olmazda , unutmayalımiskilipe değer katan herşey bizim için güzeldir.bizde acizane elimizden geldiği kadar memleketimiz için uğraşıyoruz. Selam ve dua ile... http://www.iskilipalimleri.adresi.org (sayın site yönetimi dileğim bu yazıyı yayınlamanız.

M
MURAT YALÇIN· eski üye15 Aralık 2008

Sayın Cem Balkan, Bugün maillerimin arasında "Köşe yazarımız Zehra Mine BARAN yazı dizisinin son bölümünü yayınladı" baslığı ile bir mail aldım. İşi gücü bir tarafa bırakıp, merakla 5 bölümden oluşan yazı dizinizin tamamını okudum. Ben 1963 doğumlu olamama ve Şahsınızı hiç tanımamama karşılık, yazınızı büyük bir keyifle okudum. Kimi herde heyacanlandım, kimi yerde hüzünlendim. Anlattığınız şeyler bir film gibi geçti gözümün önünden. Sizden sonraki bir kuşak olmamıza karşın, sizin yaşadıklarınızdan çok şey kaybetmemiş, (Deli Mommomu görmüş, İskilip'in kalesinde aynı efsaneleri dinlemiş, yivlik suyunu içmiş, tornete binmiş, çelik çomak oynamış, çayboyunda tur atmış, ramazan boyu top sesini beklemiş, tahrana çorbası ve keşkek ile orucunu açmış, İskilip dolması ile büyümüş, hafta sonlarında Elma Belinde piknik yapmış, aynı sinemalarda film izlemiş, parkta havuz başında dondurmasını yemiş, kütüphanesinde ödev hazırlamış, bağlarından üzüm, bahçelerinden kiraz ve ceviz yemiş, kıbrıs çıkartmasını radyolardan dinlemiş,ilk televizyonun İskilip'e gelişine tanıklık etmiş, 12 eylül öncesini ve sonrasını İskilip'te yaşamış) bir kuşağın üyesiyim. Yani, çocukluğu ve gençlık yılları İskilip'te geçmiş, 1982 yılında üniversite yolculuğu ile İskilip'e veda etmiş bir İSKİLİPLİ yim ben. Yazınızın sonunda insanların ilgisizliğinden ve vurdum duymazlığından dolayı serzenişte bulunmuşsunuz ama ne olur bundan dolayı kırılmayın. Şu ana kadar (son yazınızı) ben dahil 244 kişi okumuş. Eminim okuyanlarda büyük keyif almışlardır. Belki yeni nesil için fazla bir şey ifade etmemiş olabilir. Ancak şunu ifade etmeliyim. İskiklip aşkı, sevgisi, sevdası,,, ancak yıllarca İskilip'ten uzakta yaşandıkca ve yaşlandıkça anlaşılabiliyor. Sanırım nostalji dedikleri de bu olsa gerek... Bu güzel yazı dizinizle İskilip'i bize, birkez daha yaşattığınız için teşekkür ederim. Hele hele bu yazı dizisinin İskilip'li olmayan bir kişinin elinden çıkmış olması çok daha manidar. Sizin nüfus cüzdanınızda doğum yeriniz İskilip yazmasada Siz gerçek bir İskilipli'siniz. Elinize, kaleminize, yüreğinize sağlık HEMŞERİM... Saygılarımla... Murat YALÇIN

R
rzor· eski üye15 Aralık 2008

Sözüme başlamadan önce geçmişi yad eden üsdad ve usta kalem büyüklerimden beni yanlış anladıklarını dile getirmek istedim.İlk olarak ilk yazıdaki göremediğim samimiyetsizlikle anlatmak istediğimi biraz daha açmak istiyorum ,""velakin üsdadım mubaladan mübalaya atlayan daldan dala bir yazı olmuş sanki az biraz ; lakin elinize dilinize yüreğinize sağlık (lütfen biraz daha samimiyet)"" ewet bu yazıda eleştiriden öte hayıflanmada var üsdadım.üsdadım sözü duyguların paylaşıldığı kaleme ve kişiye sagının ibaresi.hayıflanmamdaki husussa sizin belirttiğiniz geçmişin , bu günlere yansıtılaması daha doğrusu öz kültürümüzün tarihin içinde soyutlanmaya çalışılması. Evet tarihin içinde yalın bırakılmaya çalışılan öz kültürümüz sizin anılarınız kaleme alan kardeşimize kısa bir mesaj vermek istemiştim ama maalesef ki bu yanlış anlaşılmalara yol açmış. tarihin içinde kaybolan o kadar çok şey varken neden iskilipin geçmişinde , tabiri caizse unutturulmak istenen bu değerlerimiz biraz hafife alınmıyor mu...Benim için mübala olan kısım anılardaki soyutlanmış benlik... Diğer taraftan hakikatin içinde başka bir hakikat mutlaka vardır , kaleme alınan anılar boş değildir; hazkeza benim ki eleştiri değil olmazda , unutmayalımiskilipe değer katan herşey bizim için güzeldir.bizde acizane elimizden geldiği kadar memleketimiz için uğraşıyoruz. Selam ve dua ile... http://www.iskilipalimleri.adresi.org (sayın site yönetimi dileğim bu yazıyı yayınlamanız.

K
Kadir 19· eski üye15 Aralık 2008

murat yalçın destanmı yazıon

S
singul· eski üye16 Aralık 2008

Cem Bey Merhaba... Yazılarınıza ve Bize ayna olan Zehra Hocamıza "SON" ile teşekkür etmek istiyorum. Ben İskilip'li değilim. 10 yıldır içindeyim bu tavanın. Güzel şeyler mümkünse de kötüler de bu coğrafyada yer alıyor. Etkilenme düzeyiyle cevaplar Sizlere gelmiş. Tabi ki bu etkilenmelerde ilerleme sayılır. Bu yazı dizisi altında da toplanmaya bilirdik. Hiç konuşulmamış ve kaleme alınmamış olması ihtimalini gönüllü köşe yazarları ve www.iskilip.com Ailesi olarak ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Belki Bizlerin tasarım eksikliği, belki de web sutünlarında uzun soluklu yazılar okumanın gözleri aşırı derecede yorduğuna dikkat etmek gerektiğini unutmayalım. Fikirlerin taban tabana zıt bile olsa fakat karşılıklı anlayışın egemen olduğu buluşmaların "Tarih ve Kültür Şehri İskilip" için en hayırlısı olacağını düşünüyorum. İlle de İskilip'te doğmak gerekmiyor bunun için. Tekrar teşekkürler Cem Bey ve Zehra Hocamıza. [:II]

Z
zsisli41· eski üye16 Aralık 2008

Emeğe saygı..eleştirenler lütfen biraz insaf.madem geçmişi yazamıyorsunuz hatırlamıyorsunuz dünden bugüne aktarılan bu satırlara verilen emeğe hiç olmazsa saygı duyun.yapamıyorsanız yapanı alkışlayın.saygılarımla..

R
rzor· eski üye16 Aralık 2008

Dün akşam yazdığım yazıya bişeyler eklemek , daha doğrusu anılarıyla memeleketimize olan heyecanlı sevgisini anlattığı duyguların her karesini gözden geçirdikten sonra aklıma bir iki soru işareti oldu , bunları paylaşmak yorumlarımın yanlış anlaşılmasının ardındaki perdeyi ve tevafuğu aralamak , belki azda olsa benimle aynı sıraları yıllar önce paylaşmış olan abimize karşı saygımızın bir göstergesini dile getirmek... o zamanlar çok daha farklı bakılan bir penceresi var hayatın, ve her pervazında duyguları nakış nakış işleyen.Her sabah ezanında o günün çocukça heveslere kattığı umursamazlığı zamanın..umursamazlık akışında giden zamana... işte usta kalemler kimilerine göre edebi bir manası olmayan ama samimiyeti bulamadığım duygularını paylaşan yada kaleme döken kardeşimizin samimiyetsizliği değil zamanın içinde inanılanların değilde yaşananların manasının aranması... TÜKENMİŞ olan inandıklarımız üsdadım , insanlar mı...!!! Tükenmiş olduğuna inandığımız şeyleri bence biraz daha ince eleyip sık dokursak hatanın ne kadarının kendimizde olduğunu buluruz belki.... :( )[:(][:(]

M
Mubi06· eski üye16 Aralık 2008

tükenmişiz...

M
Mubi06· eski üye16 Aralık 2008

Dün akşam uzun uzun yazdığım yazı yayınlanmamış, keşke br kelimelik tepkiyi de yayınlamasaydınız...

D
dundar· eski üye19 Aralık 2008

Zehracığım ellerine gönlüne sağlık bizleri çok eski yıllara götürdün.O günleri sayende tekrar tekrar hatırlama vede hafifçe bir gülümseme,tebessüm imkanı bulduk.Allah Yar ve Yardımcın Tüm güzellikler seninle olsun.

O
oftim· eski üye23 Aralık 2008

tebrikler

Q
qklawye· eski üye11 Şubat 2009

müthiş bir yazı dizisi.. 22 yaşında ve gurbette yaşayan bir İskilipli olarak ben bile çok etkilendim,heralde o yılları yaşamış büyüklerim için çok daha anlamlı olmuştur.Cem Bey ve Zehra Hanıma teşekkürler..