Tanıklar Bulacağım Tükenişine --1
Yine ,yeniden merhaba İskilip’im İskilipli’m…. Nerede kalmıştık ? Diyordum ki –bir önceki yazımda - “…. Birgün göstermek istiyorum herkese. Sen eskiden neydin bugün ne oldun ; kimler neler götürdüler senden. Tanıklar bulacağım tükenişine….” Evet tam da burada kalmıştık. Ben buldum tanığımı İskilip’in henüz tükenmemiş günlerine ,dostluğuna, sadakatine ve daha bir sürü şeye… Bu sözü vereli epeyce bir zaman geçtiğin farkındayım. Aslında tanığımı bulalı çok oldu fakat bir takım aksilikler nedeniyle sizlerle paylaşmam hayli zaman aldı . Bu gecikmeden ötürü sizlerden özür dilerim. “Cem Bey” tanığımın adı bu … Güzel bir tesadüf sonucu tanıştık kendisiyle.. Çekmiş olduğum bir – tabiî ki – İskilip fotoğrafı tanıştırdı bizi. Kendisi de fotoğraf sever.. İskilip’e dair çok güzel fotoğrafları da var ve sanıyorum ilerleyen dönemlerde bu fotoğrafları bizlerle paylaşacak. Ben lafı fazla uzatmak istemiyorum . Cem Bey bizlere çok daha güzel anlatacak aslında ne demek istediğimi. Bu paylaşımımız sonraki yazılarımda devam edecek umud ediyorum. Söylediğim gibi ben sözü uzatmadan kalemi misafirime devrediyorum. “ Adım Cem, Soyadım Balkan… Kendini 1964 yılından itibaren İskilip’li, bir İskilip aşığı olarak tanımlıyorum. Melankolik bir aşık ama... O’nu taa içinde hisseden ama onu uzaktan, belli etmeden seven, bunca yıl geçtikten sonra, tekrar görmekten çekinen, onu eskisi gibi, bıraktığı gibi bulamamaktan korkan bir sevgili… Korkak bir İskilip aşığı tanımlaması daha uygun düşerdi galiba… Babam, çok yakın zaman önce ebediyete intikal eden Babam, o dev; Tevfik Macit Balkan, Tapu ve Kadastro Müdürüydü. Anadolu’nun çeşitli yerlerini dolaştıktan sonra, Siirt’in Kurtalan ilçesindeki görevini takiben tayini İskilip’e çıkmıştı… Çok iyi hatırlıyorum 1964 yılının yazında, o zamanlar Kurtalan’da iken Babam eve geldiğinde “Hazırlanın bakalım tayinim çıktı, Cennete gidiyoruz, İskilip’e” deyivermişti… Bizler de biri kız dört kardeş başlarımızı hemen ilkokul atlaslarımıza gömmüş, orada Çorum’u, İskilip’i aramaya koyulmuştuk. İlk hissettiklerimiz, hakkında hiçbir şey bilemememize karşın, İskilip’in çok güzel, özellikle Kurtalan gibi Anadolu’nun belki de en ücra, en unutulmuş en yoksun ilçelerinden gelecek birisi için gerçekten de Cennet olarak değerlendirilebilecek bir yer olduğuydu… O yaz sonunda, trenle Ankara’ya oradan da tuttuğumuz bir kamyonla İskilip’e eşyalarımızla birlikte geldik. İskilip’e güneş batarken gelmiştik. Babamın müdürlüğünü yaptığı dairenin çalışanları bizi ilçenin girişinde (o zamanlar Toprak Mahsulleri Ofisi Depolarının, mezarlığın ve futbol sahasının olduğu yerde) karşılamışlar, bizim için uygun olduğunu düşündükleri ve kiraladıkları eve doğru yola çıkmıştık. Merakla etrafıma bakınıyor, İskilip’in ne menem bir yer olduğunu, batan güneşe ve kararmaya başlayan göğe rağmen anlamaya çalışıyordum. Arnavut kaldırımı biçiminde düzenlenmiş ana caddeden merkeze doğru ilerliyorduk. İskilip’in yerlisi olan Tapu dairesinde çalışan bir yetkili aynı zamanda bize kısa özet tanıtıcı bilgiler de veriyordu: “Şu soldaki Kaymakamlık binası ve lojmanı, sağda gördüğünüz İlçemizin tek açık hava sineması, ilerdeki kavşağın solunda park, sağında tam karşısındaki köşede ortaokul yer almakta… İlerlersek şayet çarşı ve Belediyeye, oranın sağında da Tapu Kadastro Dairesine ulaşırız…” Evimize doğru gidiyorduk. Ortaokul kavşağına geldik oradan sola döndük, parkı solumuza alarak bir müddet gittik, parkın sonuna geldiğimizde sola-aşağıya gitmek yerine sağa, fırının yanından sağa ve yukarıya doğru kıvrıldık, az gittik sola dönerek yine biraz yokuş çıktık. Önümüze bir üçyol çıktı. Sol tarafta bir çeşme vardı. Oradan sağa kıvrılır kıvrılmaz, köşede yer alan iki katlı ahşap bir binaya yöneldiler ve “İşte Tevfik bey size tuttuğumuz ev bu, umarız beğenirsiniz dediler…” O an çok sevindiğimi, bu evi, bu yolları, bu ilçeyi çek seveceğimi anladım. İlk görüşte aşk dedikleri bu olsa g _Kaynak: İskilip.com arşivi (2008)_
15 yanıt
Teşekkürler Mine Hanım. Özlemiştik sıcak ve edebi kaleminizi ve ne yazık ki artık avutuyoruz böyle dostane tanıklarla kendimizi. Her zamankinden çok ihtiyacımız var böylesine sıcak selamlara. Elinize sağlık.[:(]
edebî ve san'atsal açıdan zayıf bir yazı
müstesna çok küstahça bir yorum yapmışsın bu kadar emek harcamış bir teşekkürü çok görmeyin.Emegine saglık ablacım.[:)]
Ne yazılırki bu yazıya yorum olarak bilemiyorum, klavye yazmak istemiyor adeta, parmaklarım ürkek ürkek dokunuyor harflere ve veeee kelimeler üstlenmek istemiyor adeta hissettiklerimi anlatmayı, taşımak istemiyor o derin manayı. Allahtan gözlerim yetişiyor imdadıma gönderdiği 3-4 damla yaşla, bence en güzel yorumda bu olur galiba bu yazıya gözlerden süzülen 3-4 damla gözyaşı... Çoook teşekkürler elinize en önemlisi yüreğinize sağlık.
ellerinize sağlık hocam devamını bekliyoruz
Dostlukların hatıralarla beraber ebedi kalacağı nice zamanlar dileğiyle,saygı ve sevgiyi beraberinde taşıyanlara selamlar. Kaleminize ve yüreğinize sağlık a.gencel
Geçmişin güzel hatıraları bir çok iskilplinin unuttuğu gençlerin ancak böyle vesilelerle öğrenebileceği anılar, o günleri yaşayan ve Azmimillinin ilk öğrencilerindenim. Cem beye tavsiyem o Cennet İskilip anılarınızda kalsın beton yığınlarının arasında kaybolmuş iskilp'i görmek istemeyeceğinizden eminim.o dönemde İskilipimizde çevrilen bahsettiğiniz filmin yanılmıyorsam ismi 'İZMİRİN KAVAKLARI'idi.Yazana ve Yazdırana teşekkürler
Hocam kaleminize sağlık. Anınız biraz uzun soluklu olmuş. Bizlere internetde kopmadan okumak zaman alıcı alıyor. Ayrıca dökülen hatıraların Kime ait olduğuna dair bir küçük fotoğraf mutlaka gerekiyor buraya. Güzel konulara parmak bastığınıza göre, bizleri de köşenizi okuma alışkanlığımızda "devam edecek" şeklinde belirsiz tarihe atmamalıyız diye düşüyorum. Aylık periyodlar düşünmeliyiz yani. Teşekkür ederek İskilip'e selamlar ediyorum.
s.a ilk önce bir iskilipli olarak tasvir ediş ve anlatış taktire şayan velakin üsdadım mubaladan mübalaya atlayan daldan dala bir yazı olmuş sanki aaz biraz ; lakin elinize dilinize yüreğinize sağlık .(lütfen biraz daha samimiyet )teşekkür ederiz iskilip'e iskiliplice selamlar.
Sn.Zehra hanım,fiziki olarak İskilip Sayın Nedim Türkoğlunun da dediği gibi tükenmek üzeredir,siz bir tesadüf sonucu İskilipte kalmış,İskilibi sevmiş ve unutamayan kişilere rastlamışsınız,bu ve buna benzer İskilibi unutamayanlara bende çok rastladım ve heryarde rastlamakta mümkündür daha geçen gün Balıkesir Polis Akademisinde kıdemli bir başkomser arkadaşla aynı şeyleri paylaştık,bence bu Güzel İskilibimizin sosyolojik yapısının sonucudur,malumunuz her İskilipli kabında durgun duran içinde arslan yatıran bir insandır,İskilipli bu yapısından dolayı farklı insanlarla değerlerini paylaşmayı çok sever, yabancı konuklarımız İskilipli için bir deşarj+dert ortağı gibidir,bu sıcaklığı ve ilgiyi yabancı konuklarımız elbette hiçbiryerde bulamazlar,her yörenin karekteristik özelliği olduğu gibi bizim İskilibimizinde bu sevecen+cana yakın özelliği karekterine yansımıştır,yazınız bizleride maziye götürdü,ellerinize sağlık,teşekkürler
teşekkürler mine hanım gerçekten iyi iş yapmışsınız başarılarınızın devamını dilerim unutmatınızki en büyük hazine bilgi...[:II]
Emeğe saygı.
Her Tanık Yüreğine Şahittir ... Ve Her Tanık Sonsuzu Gayya Kuyusundan Çeken Yürek İşçisidir....
selam.. bende bir iskilip asigiyim.. mine hanim tskler başarilarinizin devamini diliyorum..iskilipli hemşerilerime selam olsun ...örübag köyü...[:II]
[:II]TEŞEKKÜRLER