İçeriğe atla
← Meydan'a dön

Sel ve Zunnuk Deliği

İ
İskilip.com Arşivi22 Eylül 2015

İskilip Köroğlu Sıradağları’nın devamı olan dağlık bir bölgenin güneyinde, etrafı irili ufaklı tepelerle çevrili bir vadi içinde yer alır. Arkadaki dağlardan çıkarak şehrimizi üçe bölen Meydan Çayı ve Akçay adında iki akarsu şehir merkezinin yaklaşık bir kilometre kadar aşağısında birleşerek Kızılırmak’a kadar uzanır. Asırlardır İskilip topraklarını sulayarak etrafına bereket saçan bu çaylar, sularının geçmiş yıllara göre epeyce azalmasına rağmen günümüzde de çevresindeki bağ ve bahçelerin su ihtiyacını sağlamakta, onlara hayat vermektedir. Her güzelin bir kusuru olduğu gibi çaylarımızın da önemli bir kusuru vardır. Bazı yıllar aşırı yağışlardan dolayı yatağından taşarak çevresinde bulunan ekili alanlarda ve yerleşim bölgelerinde maddi hasara ve can kayıplarına yol açar. Sel Gelen Sokaklar Şehrimiz, etrafını çeviren tepelerden inen bazı derelerin etrafında yapılaştığından sel olayı sadece çay kenarlarında değil, şehir içindeki bazı sokaklarda da görülür. Büyük yağmurlardan sonra çaya dikine inen böyle sokaklarda günümüzde bile sel geldiği görülmektedir. Eskiden dere yatakları üzerinde kurulmuş olan bu sokaklarda sele karşı herhangi bir önlem alınmadığından gelen seller zaman zaman evlerin alt katlarına girerek mahalleliye zarar veriyordu. Bunlar içinde en riskli olanı bizim evin de üzerinde olduğu “Kanlıdere Sokağı” idi. Sokaktan gelen seller bütün önlemlerimize rağmen yılda bir iki kere evin avlusuna kadar girerdi. 1951 yılında Meydan Çayı’ndan gelen büyük sel sırasında Kanlıdere’de de o zamana kadar görülmemiş büyüklükte bir sel olayı yaşandı. Sel suları sokağın üst başında bulunan Sakarya Mahallesi’nde pek çok eve girerek evlerin bazı bölümlerini yıkmış ve maddi hasara yol açmıştı. Sel esnasında aynı mahallede oturan yaşlı bir kadın da evinin bir bölümünün yıkılmasıyla hayatını kaybetti. Şans eseri dereden gelen azgın suların önemli bir bölümü bizim sokağın üst tarafında bulunan Sakarya İlkokulu’nun yukarısından Pazarbaşı semti yönüne döndüğünden o gün biz zarar görmedik. Sonraki yıllarda ilerde olabilecek bu tür felâketlere karşı önlem olarak derenin mahalleye girmeden önceki kısmına bir tünel yapılarak dere suları “Kızımoğ Deresi”ne aktarıldı ve böylece mahalle sel baskınlarından kurtulmuş oldu. Büyük Sel 28 Ağustos 1951 günü İskilip’te yaşanan sel olayı halk arasında “Büyük Sel” olarak bilinir. Dokuz yaşımda iken benim de şahit olduğum o felâket üzerinden tam 64 yıl geçti. O sel sırasında sanıyorum sekiz kişi hayatını kaybetmişti. Meydan Çayı üzerinde bulunan 7, Akçay’da 4 adet olmak üzere toplam 11 ahşap köprü azgın sular tarafından yıkılarak uzaklara sürüklendi. Sel suları çay boyundaki bütün evlerin alt katlarını basmıştı. Çay kenarlarındaki evlerde ve bahçelerde büyük zayiatlar meydana geldi. Bizim mahalledeki evlerin alt katları da sular altındaydı. Yatağından taşan azgın ve bulanık sular evimize bitişik olan Mehmet Sünnetçi’nin babasına ait evin alt katını bastıktan sonra arkaya dolanmış, ikinci sırada bulunan Çorumlu Ana’nın evinin zemin katını da en az yarım metre kadar çamurlu suyla doldurmuştu. Su basan binalarda çamurun getirdiği kirlilik ve eşyaların ıslanması dışında fazla zayiat olmadı; ancak çayın öbür tarafındaki binaların birinde çok acı bir olay yaşandı. Komşularımızdan “Dudu” soyadlı aileden yaşlı bir kadın evlerinin bodrum katında mahsur kaldığı için boğularak hayatını kaybetti. Kabaran sel suları yatağına sığmayarak kenardaki yollara taşmış ve o evin bodrum katını tavanına kadar doldurmuştu.“Dudu”ların evinin önünden akan azgın sular neredeyse evin zemininden bir buçuk metre yüksekliğe kadar ulaşıyor ve binaların duvarlarına çarpa çarpa akıyordu. O ev hâlen oradadır. Kızıla yakın çamurlu sel sularının izlerini şimdi bile aynı sıvayı taşıyan evin tatlı kireçle sıvanmış dış cephesinde görmek mümkündür. “Büyük Sel” felâketinden sonra taşkınları önlemek amacıyla çay kenarlarına “rıhtım” denen taş duvarlar ve yıkılan ahşap köprülerin yerine beton köprüler yapıldı. Böylece şehir daha sonra gelen sellerden fazla zarar görmedi. Ancak; 1951 yılında gelen “Büyük Sel” büyüklüğünde bir sel olayına da o günden bugüne hiç rastlanmadı. Ortaokulu aynı yıllarda okuduğumuz okul arkadaşlarımızdan Hüseyin Göbüt “Büyük Sel” ile ilgili bir makalesinde o gün 17 kişinin hayatını kaybettiğini ve 30 a yakın evin yıkıldığını yazmaktadır. Sel felâketi o yıl TBMM de gündeme gelmiş zamanın bakanlarından Fuat Köprülü meclis kürsüsünde aynen şunları söylemiştir: “ İskilip de Tokat gibi dereler içine kurulmuş bir kasabamızdır. Bir sene içinde dört defa tekerrür eden sel felâketi sonunda 46 ev ve beş değirmen tamamen yıkılmış, 119 ev hasara uğramıştır. Mahalleleri birbirine bağlayan dokuz köprüyü su götürmüş ve maalesef sekiz vatandaşımız ölmüştür. İskilip'in en ehemmiyetli ihraç mahsulü olan elmanın mühim bir miktarı yok olmuş ve bahçeler moloz ve balçıkla dolmuştur. Bunların temizlenmesi çok güç olacaktır. Ağaçların bu sebeple kuruyacağını ve temizlenecek bahçelere yeniden ağaç dikilmesi icap edeceğini mütehassıslar söylüyorlar. Şehrin yıkılmış bulunan su tesisatının kısa bir zamanda tekrar yapılması ve bazı yerlerde kalmış bakiyesinin tamiri için İller Bankasının bir su mühendisi incelemelerini yapmış ve raporunu Bankaya vermiştir.” (Bu konuşma www.ayintarihi.com adlı İnternet Sitesi’nden alınmıştır. Büyük Sel ve Şeyh Yavsu Camisi “Büyük Sel” Şeyh Yavsu Camisi’nin de içine girmiş, namaz kılınan bölümleri bir metreye yakın suyla doldurmuştu. Cami önünde bulunan ve Meydan Mahallesi’ni çarşıya bağlayan köprü de bu sel esnasında yıkıldı. O köprünün Ebussuud Efendi’nin yaptırdığı bir köprü olduğunu sanıyorum. Akçay’dan Gelen Sel O gün yağan yağmurların ardından aynı anda Akçay’dan gelen selin de çay üzerindeki 4 adet köprüyü yıktığını, yatağına sığmayan çay sularının Tabakhane Mahallesi’nin alt tarafından taşarak çarşı içindeki sokaklardan ve şehir parkının üst tarafından dolaşıp diğer çay tarafına yöneldiğini ve Dört Sokak Ağzı’na kadar ulaştığını öğrendik. Aynı anda Meydan Çayı da Kayakoparan Köprüsü’nün yanından taşarak Yenicami Sokağı’na girmiş etrafındaki binaların alt katlarını basa basa sokak içinden dere gibi akmaya başlamıştı. İki çayın suyu neredeyse şehrin göbeğinde bulunan Alibey Mahallesi’ndeki Dört Sokak Ağzı’nda buluştu ve oradan aşağılara doğru birlikte akmaya başladı. Böyle bir olay İskilip tarihinde ilk defa görülüyordu. Sonraki günlerde sokakları dolaştığımız zaman selin getirdiği molozlardan ve duvarlara bıraktığı çamurlu izlerden olayın vehameti kolayca anlaşılmaktaydı. Zunnuk İskilip eskiden çevrede yeşilliğiyle tanınan bir kasabaydı. Şehrin dört tarafı bağlık bahçelik olduğu gibi şehir içindeki evlerin de neredeyse tamamına yakını bahçeliydi. Bu bahçelerin önemli bir kısmı çaylardan gelen ark sularıyla sulanırdı. Bahçeler arasında eğer duvar varsa suyun komşu bahçeye akabilmesi için bu duvarlara, adına ”zunnuk” denilen delikler açılırdı. Bu deliklerin büyüklüğü bahçe sulamıya yetecek kadar suyun geçebileceği büyüklükte olurdu. Eğer ark dediğimiz kanala iki üç bahçeyi sulayacak kadar su gelirse bu sefer sular “zunnuk” dan geçemez arkaya doğru yığılarak geride kalan bahçenin bir bölümünü su basardı. Yeni Yapılan Köprüler ve Zunnuk Delikleri Son yıllarda İskilip’te çok garip şeyler oldu. Önce Tosya yolunu genişleteceğiz diye eski rıhtımı ve beton köprüleri yıkıp çayı daralttık; sonra sel gelirse diye tekrar eski yerine çektik. Kararsızlığımızdan denemediğimiz şey kalmadı. Son olarak da rıhtım duvarlarını yükselterek taşkınları önlemeyi amaçladık. Hepsi iyi hoş da köprülere ne demeli. Rıhtım duvarının üst seviyesinden köprülerin alt seviyesi en az iki metre aşağıda yapıldı. Rıhtımı dolduracak büyüklükte bir sel geldiği zaman bu köprülerin altından bu su nasıl geçecek? Yüksek rıhtım duvarları arasında “zunnuk” deliği gibi kalan bu köprü altları, değil büyük sel gibisine, onun yarısı kadar olanına bile dar gelmeyecek mi? Böyle bir selde köprü altlarından geçemeyen sular nereleri basacak hesap eden var mı? Hele sel sularının dağlardan söküp getirdiği ağaçlar, çalı-çırpılar köprü altlarını tıkarsa durumun vehametini siz düşünün. Böyle bir durumda tıkanan köprü altları baraj duvarları gibi suyu arkasında toplayacak, toplanan sular rıhtım duvarlarını aşarak çay kenarlarındaki yollara taşacaktır. Bu durumda çay kenarında bulunan her iki yol da sel yatağı haline gelir ve önüne ne gelirse silip süpürerek Kızılırmak’a döker. Unutmayalım ki uzmanların görüşlerine göre hızla akmakta olan 15 santim derinliğinde sel suyu insan ayaklarının zeminle temasını keserek sel içine düşmesine sebep olur. 60 santim sel suyu ise otomobilleri ve kamyonetleri sürükleyecek güçtedir. Büyük sel felâketi o zamanki köprülerin ahşap olması ve kolayca yıkılmasından dolayı yine de ucuz atlatıldı. Şimdiki köprülerimiz betonarme; kolayca yıkılarak sele yol vermesi mümkün değil; köprü altları da çay yatağına çok daha yakın. Geçmişte yaşadığımız büyük selin yarısı kadar bile bir sel gelse köprü altlarındaki o “zunnuk delikleri” nden asla geçemez. Çare Nedir? Büyük selde yıkılan ahşap köprülerimiz çay kenarlarında bulunan yollardan daha yüksekteydi. Sel yollara taşsa bile köprülere bir zararı olmazdı. Bu yüzden büyük sel felâketine kadar hiçbiri yıkılmadı. Onların yerine yapılan beton köprülerimizin de altı yüksekti. Onlar da daha sonra gelen sellerden etkilenmedi ve sel esnasında çay yatağının tıkanmasına sebep olarak şehre zarar vermedi. Bizim yeni köprülerimiz ise garip bir düşünceyle üst kısmı yol seviyesinde, alt kısmı ise aşağıya doğru sarkıtılarak çay yatağını daraltacak bir şekilde inşa edildi. Bu saatten sonra yıksan yıkılmaz, yapsan yapılmaz. Galiba tek çare ALLAH’a dua etmek. “ALLAH İskilip’i büyük sellerden korusun.” Amin. Mürsel SÜMER Not: Bu yazı 24 Ağustos 2015 günü Hopa dolaylarında yaşanan, sekiz kişinin ölümüne, üç kişinin kaybolmasına, çok sayıda evin yıkılmasına ve yüzlerce evin hasar görmesine sebep olan sel felâketinin ardından geçmişte İskilip’te yaşanmış çok büyük bir sel felâketini hatırlatmak ve İskilip’te de ilerde görülebilecek böylesine sel baskınlarına karşı yetkilileri uyarmak amacıyla yazılmıştır. Her an sel olaylarının yaşanabileceği riskli bir konumda bulunan şehrimiz, geçmişte zaman zaman sel baskınlarıyla karşılaşmış ve büyük acılar yaşamıştır. İskilip’in etkili ve yetkili kişilerinin Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan bu son felâketten ders alarak benzer bir olayın şehrimizde tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirleri alacaklarını umuyoruz. _Kaynak: İskilip.com arşivi (2015)_

Henüz yanıt yok — ilk yazan sen ol