Önce İmar Planı Değişmeli
Belediye başkanı seçimlerine az kaldı. Partilerin başkan adayı olarak tercih ettikleri isimler açıklandı. Seçim çalışmaları hummalı bir şekilde devam ediyor. Başkanlık mücadelesi için mahalle mahalle, köy köy, ev ev gezilerek adaylar tarafından projeler sıralanıyor, yapmayı vaat ettikleri işler açıklanıyor. Başkan adayları arasında imar planı ile ilgili düşüncesini açıklayanı, bu konuda bir projesi olanı var mıdır? İnternet ortamından takip ettiğim kadarıyla böyle bir çalışması ve projesi olan sanki yok gibi. Oysaki İskilip’in en büyük problemi ve pek çok probleminin anası çarpık yapılaşmadır ve buna yol açan imar planıdır. Bu işin uzmanları imar planındaki “imar”ın ne olduğunu şöyle tarif ediyor: “ İmar kelime anlamını bayındırlık, bayındır duruma getirmekten almaktadır. Bayındır, gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan mamur (yer) anlamındadır. Böylece imar kelimesinin insan yerleşmelerinde yaşam alanının hayat şartlarına uygun hale getirilmesi, geliştirilip güzelleştirilmesi eylemlerini tanımlamaktadır.” Öyleyse kendimize şu soruları hem sorup hem cevaplandıralım: 1- Bu imar planı şehrimizin olağanüstü doğa güzelliğine ek olarak daha da gelişip güzelleşmesi için katkı sağlamakta mıdır? Asla sağlamamaktadır. Aksine çirkinleştirmektedir. Sadece ticari alanlarda olması gereken bitişik nizam ve yüksek katlar şehrimizde mahallelerde de uygulanmaktadır. Bu yanlış uygulama yüzünden ana caddelerin etrafı, adına apartman denen beşer altışar katlı beton bloklarla yol boyu kapatılmakta çoğu birbirine yapışık olan bu binalar kale surları gibi yan yana dizilerek arkada kalan arsaların tüm manzarasını, güneşini ve rüzgârını kapatmaktadır. Ayrıca bu binalar İskilip’in eşsiz doğal güzellikleri olan çevre tepelerini bile maskelemiş, şehir içinden görülemez hale getirmiştir. Şehrimizin en önemli tarihi eseri olan Şeyh Yavsu Camisi bile minaresinden yüksek apartmanlar arasında boğulup kalmıştır. İmar planı bu en değerli tarihi eserimizi dahi koruyamamıştır. 2- Plan şehrimizin eski mimarisine ve doğal yapısına uygun mudur? Hiç alakası yoktur. Bizim Osmanlı’dan ve Cumhuriyetin ilk yıllarından kalan binalarımız en fazla iki, nadiren de üç katlı olurdu. Her evin önünde veya arkasında mutlaka bir bahçe bulunurdu. O zaman şehir içinin çarşı hariç hemen hemen tamamı yemyeşildi. Bu bahçeler çay suyu ile sulandığından mahalle aralarındaki arklardan şırıl şırıl berrak sular akardı. Şimdiki binalar – eğer yer uygunsa- arsanın yüzde yüzünü bile kaplayacak şekilde yapıldığından değil bahçeye, bir metrekare yeşil alana bile yer bırakmamaktadır. Özellikle kaleye çıkılıp bakıldığı zaman şehir içindeki bahçeli evlerin her yıl beşer onar kaybolduğunu, yerini beton yığınlarının aldığını görecek ve içiniz sızlayacaktır. 3- İskiliplinin hayat şartlarına, gelenek ve göreneklerinin yaşatılmasına uygun mudur? İskilip eskiden şimdikine göre daha çok bağlık-bahçelik bir yerdi. Kırsal alanda bağı-bahçesi olmayan aile yok gibiydi. Ayrıca şehir içindeki evlerimizin de tamamına yakını bahçeliydi. İskilipli bağında-bahçesinde yetiştirdiği mahsulün sebze türü olanını taze olarak tüketir artanını da kurutarak saklar veya konservesini yapardı. Bağlardan elde edilen üzümden ise pekmez, sirke, turşu, marmelat vs yapılırdı. Bütün bunların yapılabilmesi için avlulu, bahçeli evlere ihtiyaç vardı ve evler bu ihtiyaca göre yapılırdı. Günümüzde de pek çok ailenin bağı-bahçesi yine vardır. Yine pek çok aile turşusunu, salçasını, kuşburnu ve kızılcık marmelatını, eriştesini, mantısını kendisi yapmaktadır. Bu güzel geleneklerimizin apartman dairesi denen dört duvar içinde yapılması mümkün müdür? 4- Bu plan insanlarımızın şehir içinde daha rahat yaşaması için daha elverişli imkânlar sağlayabiliyor mu? Halkımız imar planından memnun mudur? Soğuk kış günlerinde kaloriferli apartmanlarda yaşamanın rahatlığı elbette tartışılamaz. Ancak, hem eski evi hem de apartman dairesi olan bazı tanıdıklarımızdan biliyorum; kışları apartman dairesinde geçirirken kış bittikten sonra eski ahşap evlerine taşınmakta ve havalar soğuyana kadar eski evlerinde kalmaktadırlar. Demek ki yeni yapılan binalar halkın ihtiyacını karşılamaktan uzaktır ve onlara gerekli imkânı sağlıyamamaktadır. Ayrıca plandaki adaletsiz yapılaşmanın sebep olduğu haksızlık yüzünden arsaları çay boyunda, ana yol üzerinde ve köşe başında olanlar büyük rant sağlamıştır. Bir arka sokakta olanlar ise mağdur edilmiştir. Mağdur edilenler kazançlı çıkanlardan kat kat fazladır. Bu durumda şehir çoğunluğunun imar planından memnun olduğu düşünülemez. _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2014)_
1 yanıt
Mürsel Bey yazınızı okudum ve İskilip adına yapılması gereken en öncelikli işi sorduğunuz (dolayısıyla talep ettiğiniz) için size teşekkür ediyorum. Gündemden düşmemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bir inşaat mühendisi olarak şehirleşme adına memleketimizde bir düzenin olmaması beni de üzmektedir. Şehrin içinden geçirilen çevre yolu da aynı derece üzücü bir olaydır. Şehir içinde 'eski yapıyı yık apartmanı dik' ve 'çarşıya yakın olsun' mantığından kurtulup Tosya veya Çorum yolu tarafına büyümelidir, kanısındayım. Burak KIYAR..