İçeriğe atla
← Köşe yazılarına dön

Okuma Alışkanlığı Üzerine

İ
İskilip.com Arşivi20 Mart 2008

Merhaba sevgili okurlar. “Veliler karnelerimiz hazırlanıyor” yazısı aşağı yukarı iki aydır yayımda. Okunma oranı, bu yazıyı yazdığım saatlerde, 392. Yazarların ilk yazıları ise 2836 kez okunmuş. İkinci yazılar diğer yazar arkadaşlarınki ile birlikte 2407 kez okunmuş. Dolayısıyla tüm yazılar sitenin yayın hayatına geçtikten sonra 5243 kez okunmuş, ya da okunmak üzere sayfa görüntülenmiş. Yani okunmadan da kapatılmış olma olasılığı var. Şuan itibariyle site, toplam 79789 kişi tarafından ziyaret edilmiş. Evet değerli okurlar istatistikler böyle söylüyor. Ben de erinmedim ve bu rakamları tek tek topladım. Niçin mi? Veliler karneleriniz hazırlanıyor! Yazısını belki şimdiye kadar değiştirmek gerekiyordu. Ama okunma oranına baktığımızda biraz daha kalsın, biraz daha fazla kişi tarafından acaba okunur mu? Düşüncesiyle değiştirmek istemedim. Çünkü güz dönemi karneleri hazırlandı ama bahar döneminde de karneler hazırlanacak. Hatta çocuğu yeni okula başlayacak veliler olabilir ya da çocuğu okula devam eden veliler vardır. Dolayısıyla yazının daha fazla ilk sayfada kalmasını istedim. Şimdi bir ziyaretçi diyor ki, “sitenin yöneticileri acaba yazarlarımızın yazılarını çok sevdiklerinden mi değiştirmek istemiyor.” Birincisi, yazarlarımızın yazılarını tabiî ki site yöneticileri beğeniyorlar. İkincisi ise yazarlarda yazılarını beğeniyor. Ama konu bu değil, sevgili okur (lar). Yukarıdaki istatistikleri incelerseniz, ne demek istediğimi anlarsınız. Özelde sadece benim yazılarımı 620 kişi okumuş. Peki siteyi kaç kişi ziyaret etmiş, 79789. Sorun burada, çok okuduğumuz için!!! Diğer taraftan şunu da belirteyim, çok okunayım, yüzlerce binlerce kişi okusun gibi bir endişemde yok, kendi adıma. Diğer meslektaşlarımın da böyle düşündüğüne eminim. Doğal olarak, ulaştırmak istediğimiz mesajın geniş bir okur grubunca alınması bizi mutlu eder. Sadece buradan hareketle bir gerçeğin ortaya çıkması söz konusu olan, o da az okuduğumuz gerçeğidir. Bu arada yazılarımızı okuyan, okurlarımızın bu davranışını da gerçekten çok önemsiyorum. Yani 620 okur da çok önemli, mesajın ulaşmış olması çok değerli benim için. Onlara da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Az okuyoruz, kitap, dergi ya da gazete. Kısa bir bilgi daha, ülkemizde gazetelerin günlük baskı sayısı 3 milyon civarında iken, Japonya’da ise 63 milyondur. Bu rakamlar aslında çok şey anlatıyor. Şimdi OKUMAYAN YETİŞKİNLER çocuklarına ne tavsiye ediyorlar, çocuğum OKUSANA!, neden OKUMUYORSUN! Peki bu durumda çocuklar yetişkinlerin sözlerini dinler mi? Biz çocuklarımıza uygun modelleri sunmazsak, okuma alışkanlığını nasıl edinecekler. Akşamları televizyon başında kanal kanal gezerken, çocuklarımıza hadi derslerini yap, çok oyalanıyorsun cümlelerinin ne kadar anlamsız olduğunun farkında mıyız? Acaba. Öyleyse ne yapmalıyız, nasıl model olmalıyız. Öncelikle çocuklarımıza okuyun derken önce kendimiz okumalıyız. Televizyonu kapatıp elimize bir kitap aldığımızda, kitapla, dergiyle ilgilendiğimizde, çocuğumuzda bizi model alacaktır. Çocuğumuzun yaşına uygun programları hep birlikte izleyebiliriz. Zamanla çocuklarımız, okumanın ne kadar keyifli bir iş olduğunu kendileri keşfedecektir. Dıştan denetimli olmaktan çok içten denetimli olacaklardır. Hatta sizi televizyon başında geçirdiğiniz zamandan dolayı eleştireceklerdir. Bu durumun öğretmen boyutu da var tabiî ki. Öğretmenlerimizin de bu konuda çocuklarımızı desteklemesi ve özendirmesi gerekir. Bu noktada okul-veli işbirliğinin sağlanmasının önemi, bir daha ortaya çıkmaktadır. Çocuklarınızla okulda geçirdiği zamanla ilgili konuşunuz. Bunu yaparken, onları, etkili dinleyiniz. Yani sizin, kendisini, gerçekten dinlediğinize emin olsun. Okuduklarını anlattırınız, böylece ifade becerileri de gelişecektir. Sonuç olarak, sevgili okurlar, sizden ricam televizyon başında geçirdiğimiz zamanın üçte birini çocuklarımıza ayıralım yeterli olacaktır. Çocuklarınızdaki değişimi o zaman keyifle izleyebilirsiniz. Tüm okurlara sağlıklı ve mutlu günler dileklerimle… Okuma zevkini kazanmayanın öğrenimi yarıda kalmıştır.” P.Peacut . _Kaynak: İskilip.com arşivi (2008)_

4 görüntülenme

4 yanıt

T
türkbeyi· eski üye21 Mart 2008

Sayın yazar akıcı ve sade, herkesin anlayacağı usluptaki 2 makalenizide zevkle okudum,bu yazınızdaki tespitlerinizin bir kısmına özellikle bir yazının 2 ay aynı sutunda kalmasını mazur göstermenize katılmıyorum sitemizi günlük gazete gibi görmememize rağmen bir yazının azami 15 günden fazla kalması biz okurları memnun etmemektedir inanın bir yazının çok uzun süre kalmasından ziyade daha sık yeni konular yazılması okunma oranını ve okuyucu sayısını dahada artıracaktır,Selam ve sevgilerimle Nedim Türkoğlu

E
erdogan· eski üye22 Mart 2008

Sevgili Hocam! Çok önemli bir konuya yani yaramıza değnmenizden dolayı teşekkür ederim.Gerçekten acı ama gerçek Türk insanı günlük ortalama 5 saat televizyon seyrediyor.Bu sürenin beşte birini kitap okumaya ve ailemizle birlikte olmaya ayırsak milletimizin nasıl bir şekil alacağını tahmin edebilirsiniz.Avrupalı, Amerikalı ,Japon okuyor. Bizler ise ancak birbirimizin canına okuyoruz. Allah bizi bu gafletten uyandırsın. (Hocam yeni bir yazı için iki ay uzun bir zaman, yeni ve faydalı yazılarınızda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın...

A
ayten· eski üye22 Mart 2008

Çok önemli bir konuya değindiğiniz için öncelikle çok teşekkür ederim.Emekli bir eğitimciyim çalıştığım zaman zarfında veli toplantılarında her seferinde bu konuyu dile getirmemize rağmen başarılı olamadık.Hatta katıldığım 'Anne Baba Eğiğitimi Seminerlerinden 'örnekler vererek ve örnek olmaya çalışarak.Önce bu konuda anne ve babaların eğitilmesinin gerektiğine inanıyorum.Okullarda bu konularda sizlerin öncülüğünde seminerler verilemez mi?Selam ve sevgilerimle.

S
scicekci· eski üye25 Mart 2008

saygıdeğer hocam diğer yazarlarımız gibi sizin yazılarınızıda ilgiyle takip edenlerdenim 620 ve okuru küçümsemediğinizi düşünüyorum hani siz hocaların meşhur bir bir konuşmacı hikayesi varya konferansa katılan bir kişiyede sunum yapılır nasıl "ahırdaki bir koyun aç bırakılmazsa" değilmi? saygılarımla sabrı çiçekci