Öğretmenim Hatice Alpay
ÖĞRETMENİM HATİCE ALPAY “O bir roman kahramanı değil, gerçek bir ‘ÇALIKUŞU’ idi” Biz bu “ÇALIKUŞU” nu iyi tanıyoruz. Nisan 2012’de bir Pazar sabahı gazeteyi karıştırırken “İskilip Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni” ibaresi dikkatimi çekti. Bu vefat ilânında, 1950-1960 yıllarında ortaokulda öğrenci olanlarımızın yakından tanıdığı, eşi Hatice Alpay ile birlikte öğretmenimiz olan Mehmet Alpay’ın cenazesini öğle namazını müteakip İstanbul, Yeşilköy’deki bir camiden kaldırılacağı bildiriliyordu. Yarım asırdır görmediğimiz hocamıza son görevimizi ifa için benim gibi öğrencileri olan arkadaşlarıma ulaştım ve camide buluştuk. Yaşı seksenin üzerinde olan, yürüme zorluğu çeken Hatice Alpay hocanım tam 60 yıllık hayat arkadaşını kaybetmiş idi. Pırıl pırıl hafızası ile hepimize isimlerimiz ile hitap edip yakınlarına bizleri İskilipli kıymetli talebeleri olarak tanıştırdı. Mehmet hocamız İstanbul surlarının çok yakınında tarihî Merkez Efendi’ de aile mezarlığına defnedildi. O tarihlerde İskilip Ortaokulu, günümüzün Anadolu Liselerinde bile rastlanmayacak bir öğretmen kadrosuna sahip idi. Müdürümüz Sadık Koçhisarlı bey, matematikçi Şevket Özdemir bey, Fizik hocası İsmail İnal bey, tarih-coğrafya ve müzik öğretmeni Hatice hanım ve eşi beden eğitimi öğretmeni Mehmet Alpay bey, resim öğretmeni Osman Yalçın bey ve diğerleri… İçlerinden hayattan göç edenlere rahmet, yaşayanlara sağlıklar diliyorum. Aslen Ispartalı olan Mehmet Alpay hoca 1949’da İskilip’e geldi. Aynı zamanda okulun müdür muavini idi ve bekâr olduğundan okulun bir odasında kalıyordu. Millî bayramlarda ortaokul öğrencilerinin tören geçişleri, disiplinli halleri dikkat çekerdi. Kasabamızın tek düz alanı Hacıkarani’de sergilenen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı tüm İskiliplilerin hayranlıkla izlediği gerçek bir görsel şölendi. Yaklaşık elli yıl sonra Hatice hocanımla bir cami avlusunda karşılaştık ve ellerinden öptük. Emekli emniyet müdürü, arkadaşım Aslan Şaroğlu’na sıkı sıkı tembihledi ve anılarımızı tazelemek için ilk fırsatta bizleri evine davet etti. Aradan bir yıl geçti. Mehmet hocamızın vefatının sene-i devriyesinde evde yapılacak duaya Aslan’la birlikte katıldık. Hatice hocanım bizleri yine yere göğe sığdıramadı; komşuları ve yakınları içinde çok duygulandık. İskilip ile ilgili sitelerde, araştırmacı kimliği ile ilginç yazılar yazan, Aslan Şaroğlu gibi mahalle ve okul arkadaşım Mürsel Sümer -bizlere büyük emekleri geçen o zamanın ortaokul öğretmenlerinden bazıları için- bir yazı dizisi yayınlamayı düşünüyordu. Şükran duygularımızı dillendirmek ve onları bir nebze yeni nesillere tanıtabilmek için ben Hatice hocahanımla bir daha görüşmeyi seve seve kabul ettim; kızı İskilip doğumlu Eczacı Çağla hanımla birlikte hocamızı oturduğu Yeşilköy’deki evinde ziyaret ettim. Sağlık sorunları sebebi ile fazla rahatsız etmemek için gayret ettim ama 1950’li yılları İskilip’i, halkı ve biz öğrencileri hakkında konuşulacak o kadar çok konu vardı ki… Bizim 3 yıl öğretmenimiz olan Hatice hocanımı yakından tanıdığımı sanıyordum. İskilip’te 10 yıl çalışmış, yuva kurmuş, gerçek bir Çalıkuşu ile karşı karşıya olduğumu görüp şaşırdım. Kuvvetli bir kalem sahibi olup mesleğine gönül veren bir öğretmenin bu örnek yaşamından bir kitap dolusu öykü çıkardı. Zamanımın ve sağlık durumumun uygun olmaması yüzünden hocamızın anlattıklarının tamamını yazamadığım için üzülüyorum. Ancak özetlenmiş haliyle de olsa sizlere kendisini tanıtmak isterim. Hatice, İstiklâl Madalyası sahibi, topçu subayı bir baba ile ev hanımı bir annenin iki kızından büyük olanıdır. İstanbul, Samatya doğumludur. Büyük can ve mal kaybına sebep olan 1939 Erzincan depreminden tüm aile sağ kurtulur. Çok başarılı öğrencilik dönemlerinden sonra, Çapa öğretmen okulundan ilkokul öğretmeni olarak mezun olduğunda daha 16 yaşındadır. Tayini Antakya Maarif Müdürlüğü emrine çıkar. Babası kızını tek başına gurbete yollamak istemez ve müracaatı geciktirir. Sonunda atama gerçekleşir ama Antakya ve yakınlarındaki bütün kadrolar doludur. Bu genç öğretmene yardımcı olmaya çalışan maarif müdürü Adana’nın Duvak köyüne tayinini çıkartır. 17 yaşındaki Hatice o köyde bir yıl kalır ve köy halkının o zamana kadar görmediği çalışmalar yapar. Henüz asil öğretmen değildir. At sırtında 5 saatte ulaşılan bu köyde stajını tamamlar, kadrolu öğretmen olur. Bir döneme damga vuran “Köy Enstitüleri” nin kurucusu Hasan Ali Yücel o zaman Maarif Vekili’dir. Stajdan sonra da yine bir köy okulunda asgari 1 yıl süreli öğretmenlik yapmak mecburidir. Baba, kızının Anadolu’nun ücra bir köyünde tek başına olmasını istemediğinden öğretmenliğe tekrar başlayamaz. İlkokul öğretmeni olmak için babasını razı edemeyen Hatice, ortaokul öğretmeni olmak için yeniden okumak ister ve babasını iknaya _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2013)_
1 yanıt
Altmış yıl öncesi İskilip'ini ve sevgisini anlatan bir yazı. Teşekkür ederim Erhan Bey, ayrıca bu vesile ile yazılarını ilgiyle takip ettiğim Mürsel Sümer Bey'e de teşekkür ederim. Ne varsa sizde var. İyi ki varsınız, sağlıklı ömürler diliyorum. S. Çiçekci