Karasu Kaynaklarımız
KARASU KAYNAKLARIMIZ İskilip’te çay kenarlarına yakın yerlerde çıkan kaynak sularına karasu adı verilmektedir. Evlerde şehir şebeke suyunun olmadığı zamanlarda halkın temizlik ihtiyacının önemli bir bölümü bu çeşmelerden karşılanmaktaydı; o yıllardan sonra önemini kaybede kaybede günümüze kadar gelmiştir. Bu sular son derece temiz ve berrak olmasına rağmen sertlik derecesinin yüksek olmasından dolayı içmek için pek uygun değildi; daha çok hayvanların sulanmasında, evlerde yapılan temizliklerde ve özellikle yunaklarda halı-kilim yıkamada kullanılırdı. Karasu kaynakları bol suya sahip olduğundan aktığı çeşmelerde depo yapmaya ve musluk takmaya gerek görülmezdi. Su, çeşmelere takılan ve adına lüle denilen birkaç demir borudan önündeki oluğa devamlı olarak akardı. İlk çıktığı yerde oldukça soğuk olan bu sular depolarda beklemediği ve musluklardan devamlı aktığı için gittikleri çeşmelerde bile soğukluklarını aynen muhafaza ediyordu. Şehrimizde elektriğin olmadığı ve buzdolabının bilinmediği zamanlarda -eğer Ramazan ayı sıcak yaz mevsimine rastlamışsa- mahalle çocuklarının testilere doldurduğu Hacıali suyu, Yivlik suyu gibi tatlı sular karasu çeşmelerinin oluklarında bir saat kadar ıslatılır ve top atılmaya yakın evlere götürülerek hane halkının buz gibi soğuk su içmesi sağlanırdı. Yunaklar Yunaklar, çevre insanının halı-kilim ve çamaşır yıkadığı kenarları bir ölçüde kapalı üstü açık mekânlardır. Mahallenin ortak çamaşırhanesi gibi bir görev yapar; ayrıca halk kirli yatak yünlerini, bulgurluk buğdayını da burada yıkardı. Suları, karasu kaynaklarından geldiği için bol ve temizdi; buradan yararlanan kişilerden herhangi bir ücret alınmazdı. Evimiz Ekizoğlu Mahallesi’nde bulunuyordu. Bize yakın biri Çavuş Sokağı’nın çayla birleştiği yerin karşısında, diğeri Kayakoparan Köprüsü’nün Büyüktaş Mahallesi tarafında olmak üzere içinden kara su akan iki adet yunak vardı. Bu yunakların suyu sanıyorum adına kehriz denen yer altı kanallarıyla Pazarbaşı Semtindeki Sıtmapınarı denilen yerdeki kaynaktan geliyordu. Meydan Çayı kenarında içinden karasu akan Şeyh Yavsu, Hasan Saat Çeşmesi gibi başka çeşmeler ve yunaklar da bulunmaktaydı. Meydan Çayı dışında Akçay’dan da kara su çıkardı. Ulaştepe Mahallesi’ndeki Hamam Pınarı mevkiinde çıkan bu karasu hemen yakınında bulunan yunakta halen kullanılmaktadır. İskilip’te kaldığım süre içinde bu suların kuraklıktan dolayı kesildiğine hiç şahit olmadım. Bazı yıllar sularda azalma olsa bile bu kuraklıktan değil yer altı kanallarının tıkanmasından kaynaklanırdı. O zaman bazı kişiler kanal içine eğilerek girer, kanalı tıkayan ağaç köklerini temizleyerek suyolunu açarlardı. Tabakhaneler Tabakhaneler çok su tüketen bir iş koludur. Tabak esnafı henüz Tabakhane Mahallesinde iken sanıyorum Hamampınarı’ndan çıkan karasuyu kullanılıyorlardı. Tabakhane şehrin alt tarafına taşındıktan sonra Bahabey Mahallesi’nde Evlice’lerin evi yakınlarında çıkan karasuyu işyerlerine kadar geniş borularla götürmüşler ve bu suyu kullanmışlardır. Tabakhanelere giden su borusu Hacıkarani köprüsü alt tarafında bir yerden, Akçay içinden karşıya geçiriliyordu. Bazen çaydan gelen sel, çay yatağındaki su borularını tahrip ediyor ve haliyle tabakhane susuz kalıyordu. Tabakhaneler kapanana kadar bu su kullanılmıştır. Karasu yazın soğuk akan bir su olduğu için tabak esnafı tarafından tercih edilen bir su türüydü. Bütün Türkiye’de olduğu gibi şehrimizde de eski yıllara göre su kaynaklarımızda büyük ölçüde azalma olmuştur. Kuraklık eskiden sadece yaza mahsustu; şimdi kıştan başladı. Köylerimizde, şehirlerimizde yağmur dualarına boş yere çıkılmıyor. Yedi-sekiz ay önce İskilip’te büyük bir yağmur duası yapıldı ve iki adet deve kurban edildi. Öyle görünüyor ki susuzluk önümüzdeki yıllarda etkisini daha da artıracaktır; değil sulama suyu, içecek su bulmakta bile zorluklarla karşılaşabiliriz. Elmalı köyü civarında yapılan yer altı barajı ile İskilip’te su sıkıntısının kalmadığı yetkili ağızlardan açıklansa bile bu pek inandırıcı gelmemektedir. Öyle olsaydı yaz aylarında belediyeye ait sondaj kuyularından depolara su basılmazdı ve bu suların dağıldığı mahallelerde halk içme sularının koktuğu gerekçesiyle şikâyetçi olmazdı. Modern hayat su sarfiyatının artmasına da sebep olmuştur. Eskiden evlerimize sokak çeşmelerinden iki helke ve iki güğüm ile getirilen su, beş altı kişilik bir ailenin bir-iki günlük ihtiyacını rahatlıkla karşılıyordu. Şimdi ise o zamanki bir günlük su sarfiyatımız tuvaletlerimizdeki klozetlere bile yetmemektedir. İçme suyu için uygun bir baraj yapılmadığı takdirde su sıkıntısının her yıl biraz daha artarak devam edeceği ve ilerde büyük bir susuzlukla karşılaşabileceğimiz endişesini taşıyoruz. Karasularımıza Sahip Çıkalım Eskiden halkımızın temizlik işlerinde kullandığı karasularımız bugün neredeyse unutulmuş gibidir. Bol suya sahip bu kaynaklar yer altı kanalları ile dağıldığı çeşmelerde ağzına musluk bile takılmadan gece-gündüz, harıl harıl akardı. Artık yunaklara eskisi kadar ihtiyaç duyulmuyor olabilir. O zaman bu suların çıktığı yerlere parklar yapıp şehrimize içinden pırıl pırıl kaynak suyunun aktığı yeşil alanlar kazandırabilirdik; yapamadık. Keşke Sıtmapınarı’nda karasu kaynağının hemen yanı başındaki “Kuşgözün Değirmeni” ni de koruyabilseydik. İçinde tarihi su değirmenin bulunduğu bir yeşil alanın hayali bile insanı duygulandırıyor. Günümüzde yeterince değerlendiremediğimiz bu sular ilerde içme suyu rezervimiz olarak görülmeli ve şimdiden koruma altına alınmalıdır. Gerek duyulduğunda bu sular kirecinden arıtılır ve sertlik derecesi biraz düşürülürse birinci sınıf içme suyu haline gelir ve şehrimizin içme suyu ihtiyacını giderilmesinde uzun yıllar katkı sağlar. Karasu kaynaklarımız henüz kurumadı; hâlâ mevcuttur. Ancak, ihmal ve bakımsızlık yüzünden neredeyse kaybolmak üzeredir. _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2014)_
2 yanıt
Yine belge niteliğinde bir yazı teşekkür ederim Mürsel Bey. Yıllardır çevremdekilerle paylaşmaya çalıştığım "KEHRİZ" isminin yazınızda geçmesi beni ayrıca heyecanlandırdı. Rahmetli Etem Usta (Bahabey Mahallesi eski muhtarı Ethem Kalın) ikide günde bir Alpsarların evinin önünden Şeyh Yavsiye doğru çay kenarından yolu kazdırır, kavak köklerinin tıkadığı "KEHRİZ"i açtırırdı. Bu gün böyle bir yazıda bahsi geçmese unutulup gidecekti. Bir iki metrelik kısmının açılarak cam tuğlayla örtülüp görsel olarak sergilenmesi için çaba sarfetsemde maalesef diğer değerlerimiz gibi bu konuda ciddiye alınmadı. Buradan akan suda Ahmet Saate ve Alişan Hafız çeşmelerine gidiyor. Hazır bu sulardan bahsetmişken Temenne Mahallesindeki çay suyunu (Terazi ya da Tevzi taşı Endüstri Meslek Lisesinin bahçesinde)ve Ulaştepe'de CEMBER yıkanan Çay Pınarıda yadedelim. Saygılarımla.S. Çiçekci
Sabri Bey,Sıtmapınarı semtinden çıkan karasu yer altı kanalı ile Meydan Çayı kenarındaki Tosya yolunu takip ederek önce Çavuş Sokağı karşısında bulunan köprünün öte tarafındaki yunağa oradan da Kayakoparan Camisi kenarındaki yunağa gidiyordu.Tosya yolu altından geçen su kanalı zaman zaman çay kenarında bulunan ağaçların kökleri tarafından tıkanırdı.Mahallenin ileri gelenleri tarafından getirilen bazı kişiler yolu kazarak kanalın üstündeki kapak taşlarını yer yer kaldırır sonrada kanal içine eğilerek girer ve ağaç köklerini temizlerdi. O mahallede oturan diğer kişiler gibi bende bu temizleme işine bir kaç defa şahit oldum.Bu kanala kehriz dendiğini tam olarak hatırlamıyorum. Yalnız Ali Kılcı'nın "İskilip'te Suyun Hikâyesi" adlı kitabında "kehriz" olarak geçmektedir. Ayrıca Vikipedi'den aldığım bir paragrafı da burada ekliyorum.Selamlar. Anadolu'da MÖ 9. ve 6. yüzyılların sahibi Urartu'ların kalıtı olan kehrizler, Osmanlı döneminde bile Van şehrine hem içme suyu sağlamış, hem de bahçe ve tarla sulamasına kullanılmıştır. Anadolu'da bilinen kariz yapılara Gaziantep, Şanlıurfa, Van ve İskilip kentlerinde raslanılmıştır ve bunlarda günümüzde hala kullanılmaktadırlar. Anadolu Selçuklu Devleti'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar kehrizlerin bakım ve onarım işleri vakıflar eliyle yürütülmüştür. 1926 yılı 10 Mayıs tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 831 sayılı "Sular Kanunu" ile bütün su vakıfları mal varlıkları ile birlikte yerel belediyelere geçmiştir. Anadolu'da yer altı su yolları için karız, kariz, kares, kehriz, keerüz, kevrüz, kevriz, keriz, teşme gibi değişik yöresel isimler kullanılır. Türkiye'de Karız gerçeğini gündeme getiren araştırmacı yazar ve belgeselci Dursun Özden'in bu konuda yayınlanmış eserleri var: "Uygur Karızlarına Yolculuk", "Turfan Karız Cenneti", "Anadolu Karızları", "Anadolu Su Medeniyeti", "Kutsal Su Zemzem", "www.dursunozden.com.tr".