İşlerin Dadı Duzu...
Yılda bir defa ancak uğrayabildiğimiz memleketimizde, evdekilerle hoş sohbet ettikten sonra kendimi çarşıya atıyorum. Esnaf arkadaşlarla hoş sohbet etmek için. İşler nasıl sorusu karşısında aldığımız cevap çoğunlukla “işlerin dadı-duzu yok” oluyor. İşlerin dadının duzunun olmayışını birazcık kendimizde aramak gerektiğini düşünerek, birkaç noktayı sesli düşünelim bu yazımızda isterseniz. Başarılı olan firmaları özellikle dünya çapında nam salmış firmaları ele aldığımızda bunların müşteri merkezli bir anlayışa sahip olduklarını görüyoruz. Bu nedenle işletme konusunda son dönemlerde yazılan kitapların hemen hepsinde ifade edilen ortak görüş, başarılı olmak için hemen her alanda müşteri merkezli düşünmenin gerektiğidir. Müşteri merkezli olmak aslında düşünüldüğü kadar zor da değildir. Esnaf düzeyinde düşünülürse; her esnaf kendini müşterisinin yerine koyup, “ben müşteri olsaydım” diye kendisine sorular sormakla başlayabilir bu işe. Ben müşteri olsaydım, ana yolun kıyısında, tozun toprağın içinde alıcı bekleyen meyve-sebzeyi alır mıydım?, Temizlik koşullarını hiçe sayan bir fırında pişen ekmeği, her tarafından is ve kurum akan bir kuruyemişçiden, kuruyemişi satın alır mıydım? Bulabileceğin en taze tavuk işte budur diye yemin ederek bayat tavuk satan bir esnafa tekrar gider miydim? Yaptığı elektrik veya su tesisatı iki gün sonra bozulduğunda bana yemin billah ederek ben yaptıktan sonra bunu birisi oynamış diyerek kendini haklı çıkarmaya çalışan bir ustayla, şu tarihe kadar bu işi bitiririm deyip, aradan iki ay geçince işini bitiren bir marangozla, tekrar iş yapmayı düşünür müydüm acaba. Elbette hayır, bu esnafa tekrar gitmek, ondan alışveriş yapmak hiçbirimizin istemediği bir davranış olacaktır. Bir işletme, ancak müşterilerinin ihtiyacını karşılayabiliyorsa hayatta kalabilecektir. Bunun için müşterinin her zaman haklı olduğunu, dükkana bir tabela olarak asmak değil, gerçekten hayata geçirebilmek önemlidir. Müşteriyi kandırmaya dönük davranışlar, aslında esnafın kendisini kandırmasından başka bir şey değildir. Çünkü bir müşteriyi bir kere kandırabiliriz, peki ya sonrası? Sonrası yok elbette. Bu sayede rakiplerin pazara girişi için bir boşluk oluşturulur ve rakip bu boşluğa yerleştiği anda bizim işlerin tadı tuzu kalmaz. Kendimize bu soruları sorma vakti geldi de geçiyor aslında. Eğer hala kendimize bu soruları sorup işimize çeki düzen vermek yerine kendimizi düşünmeye devam eder veya hep keser gibi kendimize yontmaya çalışırsak işlerin tadının tuzunun daha çok kaçacağından emin olabilirsiniz. Otobüsçüler eskiden kırk beş kişilik otobüse 60-70 kişiyi bindirir, itiraz eden yolcu olursa; “abi adamın hastası vardır, ne yapalım, arada gitmeye razı, yol da kısa, sen de idare ediver artık” deyiveriyorlardı. Şimdi anladığım kadarıyla otobüsler kaybolmuş, çok üzücü. Bu noktada hemen şunu da ifade edeyim, son yıllarda yapılan araştırmalar, müşterilerin her zaman için en ucuz ürünü almadığını, pahalı olanlara rağbet eden çok sayıda müşteri olduğunu ortaya koyuyor. Elbette her zaman için bu doğru değil, ancak bu tür müşterilerin olduğunu da unutmamak gerekiyor. Varan ve Ulusoy otobüs firmaları ülkemizde fiyatı en yüksek olan otobüs firmaları, ancak her ikisi de müşteri sıkıntısı çekmiyor. Mercedes pahalı bir araç, ancak aynı şekilde Mercedes’in de müşteri sıkıntısı yok. Aksine fiyat savaşı yapan sıradan firmaların sıkıntısı var. Örneğin, Lada en ucuz otomobillerden birisi, ancak satış rakamları sürekli düşüyor. Özetle müşteri işletmenin velinimetidir, ve her zaman haklıdır. Bunu duvara yazmak yerine içtenlikle uygulamaya koymak kesinlikle bize bir esnaf olarak çok şey kazandıracaktır. Müşteriyi kandırmaya dönük davranışlar yerine, kendimizi müşteri olarak görüp, kendimiz için layık gördüğümüz tutum ve davranışları müşterilerimize karşı sergilemek son derece önemlidir. Dadımız, duzumuz kaçmasın. Sağlıcakla kalın. _Kaynak: İskilip.com arşivi (2008)_
4 yanıt
sayın ahmet bardakçı öncelikle size bu güzel yazınızdan dolayı teşekkür ediyorum. gerçekten uzun uzun düşünülmesi gereken bir yazı yazmışsınız ama bizim memleketimizde (sadece isklip'te değil) halkımız en fazla 2 gün düşünür. Üçüncü gün herşey eski düzen olur ama yine tekrarlıyorum bu güzel yazınızdan dolayı size çook teşekkür ediyorum.
Çok teşekkürler Ahmet Bey yazınız için. Bir çok noktada tam da yaralarımıza parmak basmışsınız.Esnafımız dertlenmekte haklı olabilir buna diyeceğim yoktur.Onların çektiği sıkıntıyı bilemem . Fakat aldığım bir maldan ya da edindiğim bir hizmetten keyif almanın hakkım olduğunu düşünüyorum. Çünkü o malın ya da hizmetin bedelini ödüyorum . Lakin ilçemiz de dahil olmak üzere bir çok gelişmekte olan ilçede esnafın malımı satayım kurtulyım mantığı tükenmedikçe gerçekten memnun olacağımızı zannetmiyorum. Bir eşya vb satın almak için gittiğim dükyanlarda gördüğümüz muameleden tutun da, ürünü kullanma sürecinde oluşan aksaklıklar esnasında ya da daha sonrasındaki "ben sattım bitti" mantığından çektiğimiz çileler ortadayken iskiliplilerin beklentilerini karşılayabilecek başka esnaflara yönelmesinden doğal birşey yok diye düşünüyorum. Günüzmüz insanı için alış veriş bir keyif. Evet ben de hemşehrilerimin kazanmasını istiyorum fakat onlar benim alış verişten keyif almamı sağlamadıkça benim de onlara amme hizmeti yapmamı bekleyemezler. Sattığı bir mal ile daha sonra ilgilenmeyen bir esnaf profili var karşımızda. Daha da beteri bu esnafın malını satmak gibi bir kaygısı da yok gibi oldukça cüretkar ve ilgisiz bir davranış sergiliyor müşterisine. Zaten ben de iskilipten aldığım bir üründe sıkıntıyaşarsam bu durumu sineye çekmeyi seçiyorum. eh bu sonuca katlanmamak için çorumun yolunu tutuyorum. İnanın bu durumun böyle gitmesi hiç de güzel değil. Eğer esnaflarımız çağdaş tüketim kurallarını kabullenemezlerse gün geçtikçe "işlerin dadı duzu kalmayacak" korkarım işler,ekşiyip bozulacak. Esnafın bu haline dur diyecek çalışmalara öncü olmanızı bekliyorum.Pazarlama yeteneği olmayan bir kişinin esnaf olmasının da yarım doktorun candan etmesinden bir farkının olmadığını kanısındayım. başarılar.
NİYTMELİ DİY DÜŞÜNÜYOM,BİŞİY BULAMIYOM.BU BÖYLE GİTMEZ BİLİYOM,ELİMDEN GELEN YOK BU DA BENİ KAHREDİYİ.SİZLERİN AYDINLATICI,YOL GÖSTERİCİ YAZILARINIZI OHUYUP,İYİCE BELLEYİP GENDÜMÜZE ÇEKİ DÜZEN VERİCOOK.BİŞİYLER DEEŞCEK EMME NE FAAT, AHA ONU BİLMİYOM.SAYGILARIMLA..A.KÖKSAL
Ben iktisat okuyorum ve yazınızı okurken kendimi derste hissettim adeta. O kadar güzel ifade etmişsiniz ki anlatamam. Ne diyim yüreğinize sağlık.