Halk Kütüphanemiz ve Bazı Anılarım
HALK KÜTÜPHANEMİZ VE BAZI ANILARIM İskilip Halk Kütüphanesi’yle tanışmamız 1953 yılında İlkokul beşinci sınıf öğrencisi iken olmuştur. Sınıf öğretmenimiz rahmetli Mehmet Eroğuz idi. Bir gün bizi alıp sınıfça halk kütüphanesine götürdü. O zaman kütüphane eski halkevi binasının bir köşesinde bulunan büyük ve uzunca bir salonun içinde faaliyet gösteriyordu. Personeli bir memur ve bir müstahdem olmak üzere sadece iki kişiydi. Salonun baş tarafında kütüphane memurunun çalışma masası vardı. Salonun öbür tarafında ise okuyucuların yararlanması için iki büyük masa ve etrafında çepeçevre sandalyeler dizilmişti. Masaların üstünde kütüphaneye gelen dergilerin son sayıları bulunurdu. Kitaplar salonun penceresi olmayan duvarlarına dayanmış raflarda yan yana dizilmişti; bunlar neredeyse boyları tavana değecek kadar yüksek ve camekânlı dolaplardı. Yüksek raflara ulaşmak (hele de biz çocuklar tarafından) mümkün olmadığından görevli kişi istenen kitapları seyyar bir merdiven getirip onun üzerine çıkmak suretiyle alarak bize verirdi. Eğer kitapların yerini biliyorsak ve boyumuz da yetişiyorsa kendimiz de alıp okuyabilirdik. Bu yönüyle şimdi kütüphanelerimizde uygulanmakta olan açık raf sisteminden pek fazla farkı yoktu. Sadece kitaplar konu numarası yerine demirbaş numarasına göre yerleştirilmişlerdi. Kütüphanenin ne olduğunu ve ne işe yaradığını o zaman görmüş ve tanımıştık. Mahallemizin kütüphaneye uzak oluşu yüzünden o yıllarda kütüphaneye pek fazla gidemiyordum. Ortaokula kayıt olduktan sonra orası devamlı gittiğim ve sevdiğim yerlerden biri olmuştur. Hatta teneffüs aralarında bile birkaç arkadaş birlikte kütüphaneye koşar, takip ettiğimiz bazı dergilerin son sayılarının gelip gelmediğine bakardık. En sevdiğimiz dergi ise "Doğan Kardeş" ti. Dergi çocuklara hitap eden süreli yayınlardan biri olduğu için en çok ilgimizi o çekerdi. Hele içinde "Kara Kedi Çetesi" isimli bir çizgi resimli bölüm vardı ki, kedi çetesinin yaptığı yaramazlıkları okudukça gülmekten kendimizi alamazdık. Zaten bir dergiyi aynı anda üç dört kişi birden okuduğumuzdan bizim aşırı gürültümüz çevreyi rahatsız eder "Susun, sessiz olun" gibi uyarılara da aldırmayınca kütüphaneci tarafından salondan atılırdık. Ama bu bizde kırgınlık, küskünlük gibi bir durum yaratmaz bir saat sonra gürültü etmeyeceğimize yemin ederek tekrar kütüphaneye girerdik. Ortaokul öğretmenlerimiz de kütüphaneye gitmemizi ve oradan yararlanmamızı teşvik ederdi. Bizim zamanımızda öğrencilere pek sık ödev verilmezdi. Ancak yine de okumayı teşvik için kütüphaneye yönlendirilirdik. Bir gün Tarih öğretmenimiz Hatice Alpay bir konuyu Heredot Tarihi'nden araştırmamızı istemişti; gittik ve adını ilk defa duyduğumuz kitabı bularak ödevimizi yaptık. Bizim seviyemizin çok üstünde olan "Heredot Tarihi" ni ta o zaman tanımıştık. Kitap olarak en çok tarihi romanları okurduk. Konusu İskilip'te geçen "Yakılacak Kitap" ı da ilk defa orada okumuştum. Okulda çok değerli öğretmenlerimiz vardı. Bunlardan biri de resim öğretmenimiz "Osman Yalçın" dır. Uzun süre İskilip’te görev yaptı. Aynı zamanda iyi bir yazardı. Varlık dergisinde İskilip'le ilgili "Bir Kasabadan Notlar" başlığı altında yazıları çıkardı ve bu yazıları büyük bir keyifle okurduk. Bunlardan bazılarının başlıklarını yazıyorum: "Kasabamızdan Çizgiler", "Satı Kadın", "Kasabamızdan Notlar", "Dolma", "Çağıl", "Sel", "Şiş Cemal", "Bülbül Hasan", "Nuri Mommom". Makalelerin tamamı sanıyorum 24 kadardı. Osman Yalçın İskilipli olmadığı halde en az İskilipliler kadar şehrimizi seven ve onu yüreğinde hissederek yazılarına konu eden yazarlarımızdandır. Varlık gibi edebiyat tarihimizde bir döneme damgasını vurmuş ciddi bir dergide yazılarının yayınlanması onun kaleminin ne denli güçlü olduğunu gösterir. İskilipli olarak Bedri Rahmi’ye gösterdiğimiz ilgiyi ona da göstermek zorundayız. Bu bizim bir vefa borcumuzdur. Keşke onun İskilip’i konu alan yazıların tamamı toplanabilse de kitap olarak çıkarılabilse…(1) Kütüphanede ayrı bir çocuk bölümü olmadığından ne görürsek okurduk. Bir dönemin en önemli mizah dergilerinden olan "Akbaba"nın geçmiş sayıları ciltlenerek dolaplara yerleştirilmişti. O derginin sayfalarını da sık sık karıştırmaktan keyif alırdık. Kütüphaneye bizden daha sık giden arkadaşlarımız da vardı. Bunlardan hatırladıklarım arasında İskilip İnternet sitelerinde yazılarını zevkle okuduğum "Hüseyin Göbüt" te bulunmaktaydı. _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2013)_
1 yanıt
Bende öncelikle sizin ve tüm kütüphanecilerin haftasını kutluyorum. İlgiyle takip edip sabırsızlıkla devamını beklediğim yazılarınızla hem geçmişi yad ediyor hemde bir dönemi belgeliyorsunuz. Varlık dergisindeki Mommom Mustafa ile ilgili yazıyı büyük bir üzüntüyle okumuştum. Ne yazık ki diğer yazılardan haberimde yoktu. Elinize sağlık. Saygılarımla. S. Çiçekci