Deniz Feneri ve Köstebek
Deniz feneri ile ilgili olarak İskilip gazetesinde birden fazla yazı yazdım. bu seferki yazımın amacı, deniz feneri yolsuzluğunun siyaset tarafından nasıl örtbas edilmek istendiği ve olayın kendilerine kadar uzanacağını tahmin ettikleri kovuşturmanın, bizzat hükümet tarafından delillerin nasıl karartılmak istendiğidir: Alman savcıların yüz yılın soygunu dedikleri deniz feneri davası Türkiye’de tam önemli noktalara uzanmak üzereyken, zamanın içişleri Bakanı,şimdiki başbakan yardımcısı Beşir Atalayın koruma müdürünün bir telefonuyla arama yapılacak olan kanal 7 televizyonu ve bağlı şirketlerde delillerin yok edilmesi, ve daha sonra deniz feneri davasına bakan üç yargıcın görevlerinden alınarak haklarında soruşturma açılması,AKP hükümetinin deniz feneri davasından çok tedirgin olduğunu göstermektedir. Başka bazı davalarda sonuna kadar üzerine gidilmelidir diyen başbakanın deniz feneri davasında aynı cesareti niye gösteremediği düşündürücüdür. Bakanın koruma müdürünün bakan bilgisi dışında böyle bir telefon etme keyfiliğini yapamayacağı siyasetin ve devlet etme anlayışının böyle bir girişime asla izin vermeyeceği herkesçe bilinmektedir. Bu gelişmeleri ve mahkeme dosyasında bulunan bu belgeleri ve telefon dinleme kayıtlarını CHP genel başkanı sn Kılıçdaroğlu açıklayarak, zamanın içişleri bakanının olaya müdahil olduğunu,savcıların arama kararını ilgili yerlere koruma müdürü kanalıyla bildirmek suretiyle köstebeklik yaptığını, mahkeme dosyasından bilgi sızdırdığını,bu nedenle derhal bakanlık görevinden istifa etmesi gerektiğini söyledi. Hükümet kendi yargısını oluşturdu ama,bazı yargıçlardan istediği kararı alamayacağını anlayınca Hemen yargıçları görevden alıyor ve hakkında soruşturma açıyor.Haklarında şikayet var gerekçesiyle,Deniz fenerinde üç yargıcı bu maksatla görevden almıştır ama Ergenekon davasında onlarca şikayet olmasına rağmen oradaki yargıçlara hiç dokunulmamaktadır. Yargıtay 11.hukuk dairesi tetkik hakimi Ayşe Altun ben birilerinin yargıcı olmak istemiyorum diyerek dün istifa etmiştir. 2010 referandumu sonrasında el atılan yargının içine düşürüldüğü durum budur. ANDIÇTA ERDOĞAN İMZASI: İnternet siteleri kurdukları gerekçesiyle pek çok paşa ve albayın yargılandığı Andıç davasında bu sitelerin kurulması için başbakan sn Tayip Erdoğanın talimat verdiği ve altında imzası bulunduğu, mahkemenin milli güvenlik kurulundan istediği yazının gelmesiyle anlaşıldı. yandaş basına sorulacak soru şudur.şimdi ne olacak? Ne yazacaksınız? ZAMLAR VE VERGİLER: Hükümet doğalgaza,elektriğe,mazota zam yaptı.geçen yıl 33,00 tl olan kompoze gübre bu yıl 62,00 tl oldu.46,00 tl olan Dab gübre 82,00 tl oldu. çiftçinin ekim dönemi nedeniyle mazot ve gübreye en çok İhtiyaç duyduğu dönem bu günlerdir zam tam bu günlerde yapıldı. Her halde sn başbakan biz bunlara zam yaptık çiftçide gübre ve mazot kullanmasın diyecektir.çünkü sigara ve alkolde ÖTV ye zam yaptığında içki ve sigara içmeyin veya az için demişti. Hatta elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar nedeniyle,doğalgaz ve elektrik kullanmayın,ısınmayın,aydınlanmayın diyebilir zira.(aydınlanmamamız) hükümetin hoşuna gider KAPİTALİZM DUVARA TOSLADI: 2008 yılından başlayarak bu günlere kadar, dünya bir türlü ekonomik krizden kurtulamıyor. Bu durumun başlıca sebepleri bize göre şunlardır. Piyasa her şeyi kendi kurallarınca belirler mantığı, Üreten yerine finans sisteminin desteklenmesi, örneğin,çekler senetler protesto olurken insanlar her gün daha çok borçlanırken orta sınıf yok olurken bankaların sürekli karlarını katlamaları: Sermayenin dağılımı yerine,tekelleşmesi: Finans sisteminin gözü doymayan _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2011)_