Demokrasi Mi? Diktatörlük Mü?
DEMOKRASİ mi? DİKTATÖRLÜK mü? İki haftadır yazıyorum. Gezi parkı Taksim ve bütün yurtta yapılan gösteriler, sadece kesilecek ağaçlar veya betonlaşma için değildir. AKP hükümetinin ve Başbakan’ın her gün biraz daha artan bir şekilde toplum üzerinde kurduğu baskı, korkutarak sindirme, her yeri ve her şeyi teslim alma, ben iktidarım millet bana oy verdi ben her istediğimi yaparım ve ben yaptım oldu anlayışına, otoriterleşmeye tepki isyanıdır. Bu gösterilere neden olan uygulamaları buradaki köşemde 05,haziran 2013 tarihli yazımda sıraladım. Şimdi bu baskıcı anlayışın işi nerelere kadar vardırmak istediğini göstermek açısından çok önemli sayılacak bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Taraf Gazetesinden Mehmet Baransu’nun 12 haziran 2013 tarihli haberine göre 2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı” Başbakan’a iletilmiş. Gizli olarak hazırlanan ve 14 sayfadan oluşan, hukuk ve demokratik Devletlerin hiç birisinde olmayan bu tasarı eğer bir gece yarısı operasyonu ile meclisten geçirilirse ülkemiz insanının insan hak ve özgürlükleri, hatta yaşam hakkı açısından dahi büyük sıkıntılarla karşılaşacağı ve ülkemiz üzerine karabasan gibi çökeceği anlaşılmaktadır Bu tasarıya göre insanların özel yaşamına müdahale had safhaya varacak, sadece İstihbarat örgütü olan Mit aynı zamanda Operasyonel örgüt yetkisiyle donatılarak hakim ve savcı kararları olmadan insanları alıp götürebilecek, dilediği yere operasyon yapabilecek ve bunları gerçekleştirirken Vatandaşa verilen bedeni zararlarda (ölüm yaralama) halinde başbakan onay vermezse sorumlular hakkında cezai işlem yapılmayacak. Eğer cezai işlem yapılacaksa onlar için özel mahkemeler kurulacak. Aile sırlarını elde edebilecek, banka hesaplarına ulaşabilecek, kişinin sağlık problemlerini Kullandığı ilaçlar dahil kayıt altına alabilecek, Telefonlarını email hesaplarını izinsiz olarak dinleyecek. Polis ve Jandarma, benzer uygulamalar yaparken hakim ve savcı iznine bağlı olarak çalışmaktaydı. Mit ise Hakim ve Savcı izni almadan istediği gibi çalışacak. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarında görev alacak üst kademe yöneticilerden müsteşar, genel müdür, vali, büyükelçi, en az genel müdür veya üstü düzeyindeki müstakil birim amirleri ile bunların yardımcıları ve diğer üst düzey personel Mit raporları doğrultusunda atanacak. Hazırlanan tasarıyla MİT’e psikolojik istihbaratta bulunma yetkisi de veriliyor. Yani artık “andıçlama Psikolojik istihbarat faaliyetlerinde bulunmak, iç ve dış tehdit odakları tarafından yürütülen psikolojik hareket çalışmalarına karşı koymak.” Bu uyguluma daha önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tarafından kullanıldığı, “İnternet Andıcı” iddia edilmiş ve Dursun Çiçek dahil birçok asker tutuklanmıştı. Şimdi aynı uygulama kanunla MİT’e veriliyor. Bütün bu yetkileri kullanacak olan Mit doğrudan ve sadece Başbakana bağlı olarak çalışacak, topladığı bilgi ve bulguları Başbakana iletecek. Vatandaşın Aile mahremine kadar, sağlık sorunundan Telefonunun dinlenilmesine kadar, banka hesaplarından Maliye vb, borçlarına kadar girilerek elde edilen bu bilgiler eğer kötü niyetle kullanılmayacaksa niye toplanacak? Bu bilgiler siyasi muhaliflere karşı şantaj olarak sızdırılırsa ne olacak? Başbakan bu bilgileri ne yapacak.? Buna neden gerek duyuluyor? AKP Esad rejimini el muhaberat istihbarat teşkilatı nedeniyle çok eleştirmişti. Şimdi ileri Demokrasi diyerek geldikleri nokta AKP nin el Muhaberat yöntemini benimsemesidir. Artık Ülkemizin önünde iki seçenek var. Demokrasi’mi? Diktatörlük’mü? Önemli not: Taraf Gazetesinde yayınlanan 12 haziran 2013 tarihli bu yazıda bu tasarının geçmesi halinde doğabilecek sakıncalar etraflıca ele alınmıştır. Bu yazıya İnternet yoluyla ulaşarak herkesin okumasında yarar var. 21,06,2013 Yusuf Var. _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2013)_