Dedıkodu
“Dedikodu dinleyen, çocuk kadar düşünceye sahiptir” Sherwood ANDERSON Bizimle ilgili özellikle İskilip dışında yaşayan İskilipli’lerden çok duyduğumuz bir şikâyet var; -“Memleketimiz çok dedikoducu”. Dedikodu hemen her yerde var da yayılma hızı büyük şehirlerde küçük şehirlere göre daha yavaş olduğu için duyulmuyor. Dinledikten, hele de hııısını çektikten sonra dedikodu her yerde yapılır. Ben dedikoduya başlanan yerde diyorum ki; -Bakın boşboğaz olduğum için konuşulanları hemen gider söylerim falanca sana böyle diyor, diye. Israrla anlatmaya çalışana da -Bak gider söylerim ha. Deyince hemen susuyor. Başlıyor lafı bükmeye; -İyi canım ben duyduydum işte. Herkez dii. Zaten her yerde gonuşuluyu. Yok arkadaş burada konuşulmuyor. -Canım seniynende hiç laf edimliyi. Diiceklerim geçek zaten. Başka laf mı yok konuşulacak. Söyleyeceklerin gerçekse dedikodu olur, yalansa onun adı iftiradır. Gerçi ikisinin birbirinden farkı yok da. Kimilerine göre dedikodu biraz daha masum gibi duruyor “Dedikodunun ölü kardeşinin etini yemek” olduğu unutuluyor herhalde. Dedikoducuyu dinleyenler bana göre dedikodu edenlerden daha kötü. Çünkü onlara fırsat veriyorlar. Hele de bunlara inananlar. Vay onların haline; Onlar için yaşamak ne kadar zordur kim bilir? Bunu sadece İskiliplilerle sınırlamakta son derece yanlış olur yazının baş tarafına baksanıza sözün yazarı kim? Demek ki bu hastalık yabancılarda da var ve böyle yüzlerce söz bulunabilir. Belki burada daha fazla diyebilirsiniz ama emin olun değil. Dedikodudan şikâyet edenler dinleme konusunda biraz dikkatli davransalar dedikodu ortadan kalkar. Dedikodunun sebebi bana göre işsizlik falan da değil cesaretsizlik, kendine güvenmeme, bu tür insanlara önem ve cesaret verme. İnsanların konuşabilecek kadar bilgilerinin olmayışı ve maalesef konuşacak kadar kitap okumamaları. Cesaretsizlik deyince Sultan Abdulhamit’de “Benim milletim söylemez söylenir” diyerek cesaretsizliği ne güzel anlatıyor. Halbuki duyulan sözü kaynağına teyit ettirmek doğruyu bulmanın, en güzel ve en kısa yolu. Dedikodu ile bir çok evlilik, dostluk, arkadaşlık ve ortaklıkların yıkılıp dağıldığına şahit oluruz da yine de bu illetten vazgeçmeyiz. Ancak ucu bize dokununca, canımız yanınca zıplarız. Sevgili dostlar dedikoduyu silmek için lütfen dedikoducularla birlikte olmayın, onları dinlemeyin, eğer dinlerseniz siz kalkar kalkmaz sizin arkanızdan da başlarız. "Birbiriniz hakkında gıybette bulunmayın. İçinizden her hangi biri, ölü bir din kardeşinizin etini yemeyi sever mi? Hiç şüphesiz bu iğrenç bulacağınız bir şeydir." (Hucûrât Sûresi - 12) "Dedikodudan sakınınız, çünkü dedikodu zinadan daha ağır bir günahtır. Zira zina eden bir kimse tövbe edince tövbesi Allah (C.C) tarafından kabul olması umulur. Fakat dedikodusu yapılan kimse affetmedikçe dedikoducunun affedilmesi mümkün değildir." Hz. Muhammed (S.A.S.) Saygılarımla. _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2011)_
6 yanıt
Haklısınız Hocam, dedikodu ne küçük yerlerle neden kadınlarla sınırlı. İnsanların beyinleri küçüldükçe dedikodunun sınırları büyüyor malesef.
"cesaretsizlik " tespitiniz "tam yerine denk gelmiş mazara kurmuş" hocam. bir de benim nacizane tespitim var: diyorum ki: ikinci sebebi "samimiyetsizlik". Ve samimiyetsizlik hayatta tahammül edilmesi pek zor olan bir durum .
Ben de söylediklerinize yürekten katılıyorum hocam, bu toplumsal hastalığımız yüzünden kardeş kardeşe, en yakın arkadaşlar birbirlerne kin bağlıyor maalesef. Hele de günümüzde medya da pompalıyor bu kültürü. Belki hepimiz düşüyoruz zaman zaman dedikodu girdabına. Bence en iyi çözüm bir şeylerle meşgul olmaya çalışmak. Kimimiz okuyarak, gezerek, görerek, kimimiz müzikle, resimle fotoğrafla. Birşeylerle uğraşsak belki de kurtuluruz birbirimizle uğraşma zaafımızdan.
Herkes işini yaparsa/yaptırılırsa dedikodu türevleri ortaya çıkmaz ki. Çocukken İçi boş kotikayı sürmek büyük bir zevkti. Bu tür insanları sürmekte gayet kolay. İçleri boş ne de olsa [:)]
tebrikler ve teşekkürler. çok güzel bir yazıydı. Ayrıca Faruk Çetin-Dilini TutanKurtuldu İsmail Saydam-Asrın Vebası Gıybet kitaplarını da tavsiye ederim[b]Kalin Yazi[/b][b]Kalin Yazi[/b][b]Kalin Yazi[/b]
Maalesef özellikle bizim memleketimizin iyileşmeyen yarası.Memleketimiz mükemmel,ama dedikodusu .......... Anlatılmaz bir heyecan ve özlemle memleketine geliyorsun, Hacıkarani'nin oradan geçerken hemen içine bir kuşku düşüyor.Acaba gene neler söyleyecekler.Bu sefer ayaklarını diriyorsun gitmemek için ama daha fazla dayanamıyorsun. Çünkü orası acı ya da tatlı bir çok anı ile dolu. Memleketin.Hiç olmazsa mezarları ziyaret edip gidiyorsun.Sn Sabri ÇİÇEKÇİ teşhis doğru ama tedavi çok zor.Bu konuda biraz daha duyarlı olursak İnşallah düşündüğümüz gibi olur.Selamlar.......