Ali Kuşçu - Mustafa İmad
ALİ KUŞÇU - MUSTAFA İMAD VE KUŞÇU İLE İMAD LAKAPLARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Ali Kuşçu ve Kuşçu lakabının niçin verildiği konusu: Ali Kuşçu, takma adının Türkçe olmasından da kolayca anlaşıldığı gibi Türkistanlı bir Türk ailesinin çocuğudur. Türkistan'ın hangi şehrinde doğduğu belli değildir. Babası, Timur'un torunu ve varislerinden Semerkand Hükümdarı Uluğ Bey'in doğancıbaşısı olduğundan uzun yıllar ailece Semerkand'da ikâmet etmişlerdir. Ali'ye Kuşçu lakabının verilmesini babasının doğancıbaşı olmasına bağlarlar. Bazı kaynaklarca Uluğbey'in av esnasında doğanını o zaman küçük bir çocuk olan Ali'ye yönelterek onun koluna kondurmasından dolayı bu adı aldığı rivayet edilirse de bu zayıf bir ihtimal olarak kabul edilir. Gürgani tahtının hükümdarı olarak Semerkand'da hüküm süren Uluğ Bey aynı zamanda matematik ve astronomi dalında çağın önemli bilim adamlarındandır. Ali Kuşçu'nun da kendisi gibi bilim adamı olması için gayret eder; aynı zamanda onun ilk hocalarından biridir. Ali Kuşçu büyüyünce Semerkand'da aldığı eğitimi kâfi görmez. Kimseye haber vermeden doğunun önde gelen ilim merkezlerinden Kirman'a gider. Orada çağın en büyük âlimlerinden ders alarak tahsilini tamamlar ve Semerkand’a geri döner. O sırada Uluğ Bey tarafından Semerkand'da kurulan rasathanede gökyüzündeki cisimler gözlemlenerek ölçümler yapılıyordu. Buranın ilk müdürlüğünü Gıyaseddin el-Kâşi yapmıştır. Ondan sonra görevi devralan Kadızade Rumî'nin de ölmesi üzerine Ali Kuşçu rasathane müdürlüğüne getirilir ve bilimsel çalışmalar kesintisiz devam eder. Ne yazık ki Uluğbey 1449 yılında oğlu Abdüllatif tarafından öldürülür ve rasathane yerle bir edilir. Bu duruma çok üzülen ve artık Semerkand'da eskisi gibi ilme değer verilmeyeceğini anlayan Ali Kuşçu hacca gitmek bahanesiyle izin alarak Tebriz'e gider. O sırada Tebriz Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yönetiminde bulunuyordu. Uzun Hasan daha önce ününü duyduğu Ali Kuşçu'ya büyük iltifat ve ikram göstermiştir. O yıllarda Akkoyunlularla Osmanlıların arası açıktır. Uzun Hasan Osmanlılarla arasının düzeltilerek barışın sağlanması için Ali Kuşçu'yu elçi olarak İstanbul'a gönderir. İstanbul'da elçilik görevini yerine getirirken Fatih Sultan Mehmet'le yaptığı görüşmeler sırasında Fatih tarafından İstanbul'da kalması ve medresede ders vermesi teklif edilir. Fatih bilime ve bilim adamlarına değer veren bir padişahtır. Ali Kuşçu'nun ününü o daha İstanbul'a gelmeden çok önce duymuştur. Kuşçu bu teklifi kabul ettiğini, ancak önce elçilik vazifesini tamamlaması gerektiğini söyler ve görevini tamamlamak üzere Tebriz’e döner. Elçilik görevi bitmiştir. Fatih'e verdiği söz üzerine bütün akrabalarını toplayarak İstanbul'a doğru yola çıkar. Hudutta Fatih'in gönderdiği bir heyet tarafından karşılanır. Yol harçlığı olarak kendilerine her gün 1000 akçe ödendiği söylenir. Yabancı ülkelerden davet edilen kişilere yapılan tören ona da yapılır. Üsküdar'da İstanbul Kadısı Hocazade Muslihiddin Mustafa ve diğer İstanbul uleması tarafından karşılanır. İlk görevi günde 200 akçe ücretle Ayasofya Medresesi müderrisliğidir. Ali Kuşçu’nun İstanbul’a gelişi ile Osmanlılarda matematik ve astronomi alanında parlak bir dönem başlamışsa da Semerkand’daki gibi bir rasathane yapılamaması ve gelişinden iki sene gibi kısa bir süre sonra vefatı yüzünd _İskilip.com arşivi — köşe yazısı_ _Kaynak: İskilip.com arşivi (2013)_
2 yanıt
Mürsel Bey hoş geldiniz. İlgiyle takip ettiğim yazılarınızı artık buradan takip edeceğim. Yydınlatmalarınız için teşekkür ederim. S. Çiçekci
Ben teşekkür ediyorum.Sizin gibi kültürlü ve İskilip sevdalısı bir kişinin yazılarımı takip etmesi benim için onurdur. Sevgiler ve selamlar.